NART
NART

GİRİŞ
Kullanıcı Adı

Şifre





>Üye Değilim     >Şifremi Unuttum

ETİKET BULUTU

MÜZİK ÇALAR
35305319 - Adige Heku 01.MP3
35305319 - Adige Nise 15.MP3
3
4-5-6-7
9

Nart Ajans Reklam

HABERLER / Cemiyet Haberleri
ANNEMİZE YARDİM EDELİM DESTEK OLALİM!!LÜTFEN

ANNEMİZE DESTEK KAMPANYASI Annemiz sevgili Melihat Özmen, Kayseri'nin Pınarbaşı ilçesinin, Kırkpınar köyünden. Karaman, Vali Konağında geçici işçi (hizmetli) olarak çalışmaktadır. Mayıs 2004'te başlayan sağlık sorunları ne yazık ki, hızla ilerlemiş durumda. Sevgili Ümit ve Jankat kardeşlerimiz ''5-6'' ay ömrü kaldığı söylenen annemizi bu güne dek hayatta tutmayı başarmışlar. Çağımızın en zor hastalığına kansere yakalanan annemiz için Ekim 2004'te konulan son teşhis: Multıple Miyeloma Evre 3 B. Yani bizim bildiğimiz adıyla 'kemik iliği kanseri'. Duyarlı Arkadaşlarım, Zor durumda olan kardeşlerimizin bu illetle savaşında yanında olmalıyız. Lütfen herkez arkadaşımızın mektubunu okuyup kendini onun yerine koysun. mektup aşağidaki gibidir....
13-07-2005 - 5 kez okundu

Ümit Özmen
5366130073
adige45@hotmail.com
Merhaba,
Ben 'unikaf' adlı siteyle birkaç gün önce tanıştım. Duygu ve
düşüncelerimi nasıl paylaşmam gerektiğini düşünürken, bu yazıyı size
göndermeye karar verdim. Ben bir şekilde sesimi duyurabilmek için
çabalıyordum. Sesimi duyup ta bana yardımcı olmak adına harekete geçen
'circassiancanada.com' sayesinde birçok kişiye sesimi duyurmaya
başladım. Circassiancanada.com'un başlatmış olduğu ANNEMİZ İÇİN DESTEK
KAMPANYASI 'nın muhatabı benim. Ayrıca adigeforum.com yetkilileri
de bana destek çıktı. onlara da sonsuz teşekkürler. Bilgiye,
yönlendirilmeye, desteğe ihtiyacım olduğundan karşıma çıkan her kapıyı
çalıyorum. Ne demek istediğimi daha açıklayıcı ve anlaşılır kılmak için, 3
sayfalık bir yazı hazırladım. Bunu da sizlerle paylaşmak istiyorum. Bizler
bir adige evladı olarak annemizden ilk önce saygıda kusur etmemeyi öğrendik.
Bu anlamda bir kusurumu görürseniz özür ve anlayış diliyorum.
Saygı ve sevgilerimi sunuyorum!
BİR UMUTTUR YAŞATAN İNSANI!!
Öncelikli olarak kendimi tanıtayım; İsmim Ümit Özmen. 1976 doğumluyum.
Kahramanmaraş'ın Göksun ilçesinin Karaahmet köyündenim. Babamın ismi
Cahit Özmen. Annem ise Kayseri'nin Pınarbaşı ilçesinin Kırkpınar
köyünden. İsmi Melihat Özmen. Karaman Vali Konağında geçici işçi (hizmetçi)
olarak çalışmaktadır. Babam ve annem 1993 yılından bu yana ayrı
yaşamaktadırlar. Bir de can yoldaşım var. Kardeşim Jankat, kendisi 1980
doğumlu ve Eskişehir Anadolu Üniversitesi Biyoloji mezunudur.
Ben; Ankara'da özel sektörde, satış ve pazarlama anlamında yaklaşık
7-8 senedir çalışıyorum. Aynı zamanda Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve
Spor Y.O. son sınıf öğrencisiyim. Şu anda bir Çerkez olarak büyük bir
savaşın tam ortasında duruyorum ve umudumu yitirmemek için aklıma gelen her
yolla mücadele ederek bu savaşı sürdürüyorum. Geride bıraktıklarımız ve
ileride olacaklar, içimizde yatanlarla karşılaştırıldığında önemsiz kalır, o
yüzden bende tam anlamıyla içimden gelen şeyleri yapıyorum. Yanlış anlaşılma
korkusunun yarattığı psikolojik baskıyı taşıyarak yola devam etmek
zorundayım.
Neden böyle yazılar ve mektuplar yazdığımı sorup duruyordum kendime,
sanırım sonraları cevabını buldum. İnsan, bazen öyle çaresiz olabiliyormuş
ki, kelimeler dile gelmiyor ve dolayısıyla konuşmak imkansızlaşıyormuş.
İnsanların yaşam mücadelesi sağlığı ile o kadar doğru orantılı ki,
niyetlendiğimiz her işin başında 'sağlık' gelir dememek mümkün
değil. Fakat bizler sağlığımızın en değerli hazinemiz olduğunu ancak
yitirdiğimizde anlıyoruz. Tıpkı elimizde ki diğer bütün güzellikler gibi.
Bana göre yaşantımın içerisinde tek büyük güzellik var, o da yaşama
sevincim, enerjim, bakış açım, hayatta ki duruşum yani bu ve benzeri
kavramları taşıyabilmek için öncelikle 'sağlığım'. Tabir yerinde
ise turp gibiyim. İşte bütün bunları borçlu olduğum o tek büyük güzellik ise
annem!!
Evet, analarımız! Onlara olan borcumuzu ödeme cesaretini göstermiş olsak
bile, sanırım sonsuza kadar yaşamış olmak bile yetersiz kalırdı.
2004 Mayısında iş nedeniyle Konya'da bulunuyordum. Konya Kafkas
Derneğinin gerçekleştirdiği muhteşem bir etkinlikte görev aldım. Kafkas
halklarının topraklarından sürgün edilişinin 140. yılını anma programıydı.
Hem Sunuculuk, hem de şiir dinletilerini gerçekleştirdim. Kültürünü, örf ve
adetlerini, dilini, müziğini... Tüm benliği ile yaşatmayı, ayakta
tutmayı, bu derece başarılı kılan başka bir toplum olduğunu düşünmüyorum. O
gece, Çerkez olduğum için bir defa daha gurur duydum.
Daha sonraları da haziran ayında annemin sıkıntıları başladı. Annem
Karaman'da tek başına yaşıyor ve yaklaşık 8 senedir aynı işi
yapıyordu. 2004'ün mayısında başlayan sağlık sıkıntıları, çok hızlı
bir şekilde ilerledi. Kısa bir süre sonra kendimizi bambaşka bir hayatın
içinde bulduk. Hasta yakını olarak refakatçı kimliği, hastane kapılarından
uzaklaştığımız anlarda araştırmacı kimliği ve çalışıp para kazanmak zorunda
olan birinin kimliği. Bu üç kimliği de en iyi şekilde taşımak zorundasınız.
Tarifi olmayan bir yaşam... Kabaca söylemek gerekirse, 5-6 ay ömrü kaldı
denilen annemizi bugüne kadar hayatta tutmayı başardık. Ve bundan sonrası
için de yaşam kalitesini arttırarak süreyi uzatmak niyetindeyiz. Allah
bilir! Belki de bu hastalığı yeneceğiz. Yalnızca tek bir şeye ihtiyacımız
var. "Biraz imkan"

Sözü fazla uzatmayıp asıl konuya değineyim; Annem şu anda çok hasta.
Çağımızın en illet ve en can sıkıcı hastalığı. Kanser! Hem de olabilecek en
kötü şekillerinden biri ile karşı karşıya. 2004'ün Ekim ayında konulan
teşhis; Multıple Miyeloma Evre 3 B. Yani bizim bildiğimiz adıyla
'kemik iliği kanseri'. O günden bu yana Ankara Gazi Hastanesi
ile ilişkili durumdayız. Yaklaşık 200 gün kadar yattık. 6 kür kemoterapi, 2
kez radyoterapi, bir ara enfeksiyon kaptığımızdan dolayı dünya kadar
antibiyotik, ağrı kesiciler, yattığımız süre içerisinde her gün yapılan ama
şimdi haftada bir yaptırdığımız kan tetkikleri, bunun yanı sıra bir insana
uygulanabilecek bütün tıbbi tetkikler, vb bütün bunlara maruz kaldık.
Annemin beli kırık, o yüzden özel bir korse kullanıyor. Ama aldığı bir ilaç
sayesinde beli düzelmeye başladı ve az da olsa hareket kabiliyetini kazandı.
Kardeşim Jankat ve ben, annemin eli ve ayağıyız. Bir evlat olarak verdiğimiz
mücadele de kelimeler kesinlikle kifayetsiz kalmaktadır.
Maalesef Gazi Hastanesinin 8. katını neredeyse mesken ediniyorduk. 1993
yılında liseden mezun olduğumdan beri, annemle geçirdiğim en uzun zaman
hematoloji servisinde yattığımız süre oldu. Böyle yazılar veya mektuplar
hazırlarken, yanlış anlaşılmaktan çok korktum. Ama artık her şey çok farklı.
Gurur, şahsiyet, karakter vb... yani insanı insan yapan en değerli
olgular şimdi daha kontrollü durumda. Bu öyle sıra dışı bir mücadele ki,
neredeyse imkansız denilen birçok şeyle baş edebiliyor ve üstesinden
gelebiliyorsunuz. Buna insanların 'ölüm-kalım meselesi' dediği
düşünülürse, işte o zaman yapılan işin önemi ve ehemmiyeti daha da
netleşiyor.
Annemize ilik nakli planlanıyordu. Şu anda annemin morfolojik değerlerinin
uygun bir seviyeye gelmesini bekliyoruz. 2 ay önce hastanenin 'kök
hücre transplantasyon merkezine' yattık. Vücudun nakil için hazır
olmadığını söylediler ve 1 hafta sonra bizi çıkarttılar. Son kurşun olarak
bir ilaç kullanmamız gerektiğini (Thalidomid + dekort + cleaxean), süreç
içinde de yapılacak tetkiklerle, hastanın hazır hale gelip gelmediğini
kontrol edeceğiz dediler. Böylelikle büyük bir boşluğa itildik. Ve biz
annemizi, tamamen hijyenik ve steril bir ortamda barındırmakla hükümlüyüz.
Herhangi bir enfeksiyon kapmaması gerekiyor. Bağışıklık sistemi zaten
neredeyse çökmüş durumda. Aldığı tedavinin ve şu anda yapılanların bir
yararı olup olmadığı ise ayrı bir tartışma konusu. Ama unuttukları,
atladıkları bir şey var; kardeşim ve ben.. İnancın, moralin, motivasyonun ne
demek olduğunu çok iyi biliyoruz. Sonuna kadar mücadele etmek zorundayız.
Geçmişi ve geleceği fazla sorgulamayıp, sadece şu anda var olan durumumla
yüzleştiğimde, yardım etmenin, önemsemenin, dikkate alınmanın, ne derece
etkili olduğunu görmem gerekiyor. Demagoji yaptığımı iddia edebilirsiniz,
duygu sömürüsü yaparak bir yerlere varmaya çalıştığımı söyleyebilirsiniz.
Her ne şekilde olursa olsun, yaptığımın hiç hoş bir davranış olmadığını
dillendirebilirsiniz. Ama ben ise şunu derim; annemin yaşayabilme şansını
zorlamak adına türlü yollara başvururken, söylediklerimi veya
söyleyeceklerimi pek fazla tartmıyorum. sadece işe yarar mı acaba diye
düşünüyorum ve umutlanıyorum. Yazdıklarımın okunması ve anlaşılması,
birilerinin gözünde anlam kazanması için de dua ediyorum.
Daha önce de söylediğim gibi büyük bir savaşın tam ortasındayım, maddi
imkansızlıklar yüzünden tıkanıp kalmak oldukça can acıtıyor. Dayanışma ve
yardımlaşma mantığını gözeterek, maddi durumu iyi olan Kafkas kökenli
kimselere sesimi duyurmak amacındayım. Bir umuttur yaşatan insanı!!
Ben ve benim durumumda olan tüm insanlar, sadece tek bir noktada tıkanıp
kalıyorlar. O da 'maddiyat'. Yüzdük ve kuyruğuna geldik. Şimdi
ise son noktayı koyabilmek için maddi durumumuzu düşünür olduk. Çalışıp para
kazanıyoruz tabi ki. Ama zamanımız kesinlikle yeterli değil. Zamanı bir
şekilde satın almaktan başka alternatifimiz yok. Biz bu zamanı para
karşılığı satın alırsak, sonrasın da bizim sıkıntılı sürecimiz yok
olduğunda, çalışabilecek ve kardeşimle beraber devamını getirebileceğiz ki
buna hiçbir şekilde şüphemiz yok. Evet yaşamın acı gerçekliliği bizim için
şu anda maalesef yalnızca para. Hem de öyle büyük rakamlar falan da değil.
Tabi ki bir insanın hayatı söz konusu olduğunda, yaşama şansını
arttırabilmek için, ihtiyaç duyulan meblağ durum itibari ile bazılarına
düşük, bazılarına da dağ gibi gelebiliyor. Para, ne işimize mi yarayacak?
Aklımda olanları kısaca söyleyeyim:
Rahat hareket etmesini sağlamak için özel bir yatak ve tekerlekli
sandalye.
Dik duruş korsesi ve kalça koruyucu korse, tamamı önden düğmeli olan
pijama.
Hijyeni sağlayabilmek için sürekli temin etmek zorunda olduğumuz bazı
malzemeler;
7.5 numara steril eldiven , yarı steril ve pudralı eldiven, lastikli ve
filtreli 3M maske, normal lastikli maske, galoş, özel kağıt önlük,
dezenfekte için kullandığımız deodorant şeklinde manusprey adlı sıvı, burun
temizliği için okyanus suyu denilen sterimar,
> Yine hijyen için dokunduğu her şeyi bir daha kullanmamak üzere atıyoruz.
Yani; bardak, çatal, kaşık, bıçak, tabak hepsi plastik. Ayrıca kağıt
havlular, peçeteler, tuvalet kağıtları, bebeklerin altını temizlemek için
kullanılan ıslak mendiller,
Kateter takılı olduğundan günlük yaptığımız pansumanı ve doğal olarak
pansuman malzemeleri; 10 cc'lik enjektör, steril gazlı bez, baticon,
SF, heparin, kateter kapağı;
Kan değerlerinin düşüklüğü yüzünden, sürekli kullanması gereken özel
gıdalar ki bunları ayda bir temin etmek zorunda kalıyoruz; (kudret narı, arı
sütü, kara kovan balı, ginseng royall gell, köpek balığı kıkırdağı hapı,
köpek balığı karaciğer yağı hapı, selenyum tabletleri, one a day
multivitaminleri, karaciğer enzimleri için yabani enginar kapsülleri, her
gün 3-4 litre sıvı tüketmek zorunda olduğu için; meyve suları, ıhlamur ve
bitki çayları, vb )
Günlük yaptırdığımız cleaxean adlı iğne için poliklinik masrafı,
Sosyal güvencemiz olmasına rağmen, zaman zaman ilaçları yüzdelerini
ödeyerek alıyoruz. Bu da ayrı bir harcama kalemi oluşturuyor.
Ve tabi ki kullanmayı istediğimiz bazı önemli yurt dışı ilaçları.
Türkiye'de kullanılmayan ama birçok ülkede reçete edilen ilaçlar
bunlar. vb
Bizim sanatçı Filiz Akın ve diğer varlıklı kimseler gibi, ABD'ye
gidip Houston'da ki 'The University of Texas MD Anderson Cancer
Center'da tedavi görecek lüksümüz yok. Fakat mücadele gücümüz,
azmimiz, inancımız var. Bunları daha anlamlı kılabilmek için ekstra desteğe
ihtiyacımız var. İşte bu noktada maalesef paranın önemi devreye giriyor.
Çoğu zaman cevabını bulmakta zorlandığımız sorular sorarız kendimize. Ben
pişmanlık diye bir duygunun var olup olmadığını soruyorum kendime. Eğer var
ise yaptıklarımızda mı yoksa yapmadıklarımızda mı sorgulamalıyız. Şu anda
verdiğim mücadele annemin yaşaması içindir. Bütün gücümle, her şeyimle
savaşıyorum. İleride pişman olacağım bir şeyi yapmak istemiyorum. Yaptığım
bir şeyden de pişmanlık duymak istemiyorum. Tek isteğim üstüme düşeni yaptım
diyebilmek ve vicdan azabı duymamak.
Kısacası; tanıdığım veya tanımadığım herkesi arıyor, yardım istiyorum.
Tabirim için kusura bakmayın ama bugüne kadar eş, dost ve bazı hayırsever
kişiler sayesinde ayakta durduk. Ve maalesef artık tıkanmaya başladık.
Örneğin; Ankara Kaf-Der'den tanıştığım Bahattin Şen'e yani
Bahattin ağabeye ne kadar teşekkür etsem azdır. Çevresini ve imkanlarını
kullanarak bana azda olsa para desteği sağlattığı için minnettarım. Arayıp
ta durumumuzu izah etmekte zorlandığım anlarda da, böyle mektup ve yazılara
başvuruyorum. Tavrım ve tarzım bana yanlış şeyler söyletmiş olabilir, beni
hoş olmayan durumlara itmiş olabilir. Bir Çerkez olarak, en başta saygıda
kusur etmemeyi öğrendik büyüklerimizden. Şayet etmiş isem özür ve anlayış
diliyorum. Ama maddi olanaklarımızı çok kısa bir sürede iyileştirmemiz
gerekiyor. Ve bende aklıma gelen her yolu denemek zorundayım.


Yardımcı olur musunuz?
Bizim de tuzumuz olsun der misiniz?
Maddi katkıda bulunmak ister misiniz?
Ne düşünürsünüz bilmiyorum!
Tek bildiğim şey, yardıma ihtiyacımız olduğu
Düşünceleriniz, niyetiniz ve dualarınız her ne şekilde olursa olsun!
Saygı ve sevgilerimi sunuyorum!


WUZUNSHU FIŞIT!!
ÜMİT ÖZMEN
gsm1: 0 536 6130073
gsm2: 0 505 2024296
adige45@hotmail.com
adige45@yahoo.com

unikaf ChErKeS CuLtuRe Team

Etiketler:
annemize yardim edelim destek olalim!!lütfen

YORUMLAR
Yorum yapmak için giriş yapın...

MIZAGE DERGİ YÖNETİCİLERİ KAYSERİ'DE
KARAÇAY-BALKAR KÜLTÜR VE YARDIMLAŞMA DERNEĞİ 13. GENEL KURULU.
AYŞE & HAKAN EKER GELİN ALMA
ÇAĞDAŞ SANATLAR MÜZESİ'NDE MIZIKA DİNLETİSİ
ESKİŞEHİR KUZEY KAFKAS KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ CİHAN ERTOK İLE DEVAM DEDİ
ESKİŞEHİR KUZEY KAFKAS KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ GENEL KURULUNU YAPTI.
KAFKASYA UÇUŞLARI BAŞLADI
ARDA ARGUN'A LEON NİŞANI
ADİGE MİLLİ KIYAFET GÜNÜ KUTLANDI
KAFDAV YAYINCILIK ESKİŞEHİR KİTAP FUARINDA
/ 599>

EN ÇOK OKUNANLAR
Kayıtlı başka haber bulunmamaktadır