NART
NART

GİRİŞ
Kullanıcı Adı

Şifre





>Üye Değilim     >Şifremi Unuttum

ETİKET BULUTU

MÜZİK ÇALAR
1
8
3
13
10

Nart Ajans Reklam

HABERLER / Cemiyet Haberleri
MASHADOV'UN ARDINDAN / HAKAN ALBAYRAK

Cumhurbaşkanı Mashadov'la görüşmemiz sırasında aşçı girdi odaya. Koca cumhurbaşkanı saygıyla ayağa kalktı. Yarım saat sonra bir daha geldi aşçı. Koca cumhurbaşkanı bu defa da saygıyla ayağa kalktı. İnsana bu kadar değer veren Mashadov'un savaştan, ölümlerden hazzetmesi mümkün müydü? Rus zulmünün ayyuka çıktığı günlerde bile uzlaşmaktan, anlaşmaktan barışmaktan söz eden Mashadov, barış arzusunda ne kadar samimi olduğunu, bundan bir ay kadar önce tek yanlı ateşkes ilan ederek bir kere daha gösterdi. Basayev ve arkadaşlarının da kabul ettiği bu ateşkes, barış için büyük bir fırsattı... Barışın önü açıldı diye sevinirken, Mashadov'un, elindeki zeytin dalıyla birlikte kurşuna dizildiği haberini aldık. İnanamadık önce. Ama haber doğruydu. "Putin bu kadar geri zekalı olamaz, kontrol dışı bir operasyondur, provokasyondur" dedik. Ama Putin, "Operasyona katılan herkese madalya verilsin" diyerek, bu işin arkasında olduğunu gösterdi. Allah, bin türlü belasını versin!
26-08-2005 - 5 kez okundu

Sekiz yıl önce İstanbul'da bir otel odasında tanışmıştık. İmam Mansur'dan, Şeyh Şamil'den izler taşıyan dağ gibi bir adamdı. Benim adamımdı. 1995-97 savaşından sonra yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde onu desteklemiştim. Tabii, sembolik bir destekti benimkisi. Yeni Şafak'ta bir-iki yazı, o kadar. Savaşta isminin hakkını vererek aslan gibi savaşmış, ama barışın altına da karizmatik bir imza atmıştı. Cesurdu, ama maceraperest değildi. Gözü karaydı, ama nerede durması gerektiğini biliyordu. İdeal bir devlet adamı gibi görünüyordu işte. Onun için, Şamil Basayev ve Zelimhan Yandarbiyev'in de aday olduğu seçimlerde "Aslan Mashadov" demiştim. Çeçen halkının kahir ekseriyeti de "Aslan Mashadov" demişti. O gün, o otel odasında, İHH Başkanı Bülent Yıldırım ve Kafkas-Çeçen Dayanışma Komitesi Başkanı Ali Yandır ile beraber Mashadov'u dinlerken, bu seçimin ne kadar isabetli olduğunu anladım.

"Rusların provokasyonları bitmek bilmiyor. Bizi yeniden savaşa sürüklemeye çalışıyorlar." diyordu; "Bunun önüne geçmek için elimden geleni yapıyorum, fakat yoksul halkımızın acil ihtiyaçlarını karşılayamazsam provokasyonlar sonuç verebilir. Çeçenistan'ın yatırıma ve büyük çapta insani yardıma ihtiyacı var. Halkımız fedakardır, ama fedakarlığını sürdürebilmesi için iyiye doğru bir gidiş görmesi lazım. Ülkemizi yeniden inşa etmeye bir an evvel başlamalıyız ki, barışın hiçbir işe yaramadığı fikri yayılmasın, savaş isteyenlerin ekmeğine yağ sürülmesin..."

Sevgili Yıldırım ve sevgili Yandır, Cumhurbaşkanı Aslan'ımız Mashadov'la şehir şehir, kapı kapı dolaşarak bu mesajı yaydılar. Ne yazık ki büyük ölçüde nafile. Almanya'da Ekkehard Maass diye bir Kafkasya aşığı da kendi ülkesinin siyasetçilerini, iş adamlarını, sivil toplum örgütçülerini Çeçenistan için bir şeyler yapmaya çağırıyordu. Diyordu ki: "Mashadov mutedil bir lider. Onun elini güçlendirmeliyiz. Çeçenistan'da refah ve istikrarı sağlamasına yardım etmeliyiz. Rusya buna engel olmaya çalışıyor. Çeçenlerin barbar olduğu yönünde propaganda yaparak, Batılıları Çeçenistan'dan uzak tutuyor. Mashadov yönetiminin başarısız olması ve radikallerin önünün açılması için elinden geleni yapıyor. Böylece, radikalleri işaret ederek Çeçenistan'ın terörist yuvası olduğunu ileri sürebilecek ve yeniden saldırıya geçebilecek." Maass'ın dediği gibi oldu. Mashadov yönetimi refah ve istikrar yolunda kayda değer bir adım atamadı. Yıldızı sönmeye yüz tuttu. Bu arada Ruslar Dağıstan'da Müslümanları katliamdan geçirmeye başladılar. Basayev buna dayanamayıp Dağıstan'a yardım birliği gönderdi. Bu dayanışmaya terör damgası vuruldu. Mashadov yönetiminin teröristlere yataklık ettiği ileri sürüldü. Derlenip toparlanan Rus ordusunun 'ikinci raund'a çıkmasına zemin hazırlandı. Basayev Dağıstan'a girmeseydi de başka bir mazeret bulunacaktı. Zaten Aleksander Lebed, 1997 yılında Rusya hükümeti adına Çeçenlerle barış anlaşması imzalaması imzaladığı için kendisini ihanetle suçlayanlara, 'Ben sadece vakit kazanmaya çalışıyorum. Ordumuz dağınık vaziyette. Derlenip toparlanması için iki yıla ihtiyacımız var' demişti. Süre doldu, gerekli provokasyonlar yapıldı ve Rusya yeniden Çeçenistan'a saldırdı. Sonrası katliam, katliam, katliam. 1999 sonbaharından beri katliam. Başkent Caharkale (Grozni) başta olmak üzere bütün Çeçen şehirleri harabeye, bütün tarlalar mezarlığa döndü. 200 binin üzerinde Çeçen öldürdü Ruslar. Yüzbinlercesini de topraklarından sürdüler. Bu vahşete rağmen itidalini koruyan Mashadov, direnişin kontrolden çıkıp sivilleri hedef almaması için elinden geleni yaptı. Hatta, savaşın Rusya topraklarına yayılmasına kategorik olarak karşı çıktı. Rus zulmünün ayyuka çıktığı günlerde bile uzlaşmaktan, anlaşmaktan, barışmaktan söz etti. Mashadov'un sağduyusu olmasaydı, Moskova'daki tiyatro baskını ve Beslan faciası istisnai hadiseler olarak kalmazdı.

Sivillere yönelik saldırıları her zaman kınayan Mashadov, uzlaşma arayışında ne kadar samimi olduğunu, bundan bir ay kadar önce tek yanlı kayıtsız şartsız ateşkes ilan ederek bir kere daha gösterdi. Basayev ve arkadaşlarının da kabul ettiği bu ateşkes, barış için büyük bir fırsattı.

Mashadov, ateşkes ilanından birkaç gün sonra, Rusya Devlet Başkanı Putin'e "Yarım saat başbaşa görüşürsek bütün sorunları çözeriz" diye çağrıda bulundu. Rusya'da, Türkiye'de "Fırsat bu fırsattır" diyerek harekete geçen barış lobisi, barış masasının kurulması için gayri resmi diplomatik temaslara geçti. Herkeste bir iyimserlik vardı. Rusya'nın İslam Konferansı Örgütü'ne üyelik müracaatı bu iyimserliği besliyordu. Ben de iyimserdim. İslam dünyasıyla yakınlaşmaya çalışan Putin'in bu fırsatı değerlendireceğine inanıyordum. Akıl, insaf ve ilm-i siyaset bunu gerektiriyordu. Kendi kendime (ve Gerçek Hayat okuyucularına) şöyle diyordum:

"Mevcut dünya düzeninin çarkına çomak sokmak için gerekli olan hayal gücü, zeka ve cesaret, Putin'de fazlasıyla var. Her alanda sergilediği bu hayal gücünü, zekayı ve cesareti bir tek Çeçenistan meselesinde göremiyoruz. Yüzbinlerce masum Çeçen'in cesedi, yerle bir edilmiş Çeçen şehirleri ve köyleri, yoksulluğun ve çaresizliğin ayyuka çıktığı Çeçen mülteci kampları İslam dünyasıyla yakınlaşma için pek iyi bir referans olmasa gerek! Çeçenistan'da uyguladığı kör şiddet siyasetinin sadece Çeçenlere değil Ruslara da kan kaybettirdiğini, aralıklarla da olsa 1780'lerden beri devam eden Çeçen gerilla mücadelesinin asla sona ermeyip Rusya'nın istikrarını daima tehdit edeceğini ve Rusya'yı harici müdahalelere daima açık tutacağını, ayrıca bu siyasetin Rusya ile İslam dünyası arasında sahici bir yakınlık kurmaya engel teşkil edeceğini biz buradan bile görebiliyorsak, Putin'in oradan hayli hayli görmesi lazım. Ve Çeçen mücahitlerinin son yıllardaki operasyonlarının bağımsızlığa değil Rusya'yı masaya oturtup iki taraf için de makul sayılabilecek bir özerklik anlaşması imzalama hedefine matuf olduğunu biz buradan hissedebiliyorsak, Putin'in oradan hayli hayli hissetmesi lazım. Eğer Putin, Çeçenistan meselesinde geleneksel Rus siyasetinin zincirlerinden kurtulur, hayal gücünü ve zekasını bu meselede de kullanır ve Çeçenlerle doğru dürüst bir anlaşma imzalama cesaretini gösterirse, İslam dünyasının kapıları Rusya için ardına kadar açılacaktır."

Gel de Putin'e anlat bunu! Barışın önü açıldı diye sevinirken, Mashadov'un, elindeki zeytin dalıyla birlikte kurşuna dizildiği haberini aldık. İnanamadık önce. Ama haber doğruydu. "Putin bu kadar geri zekalı olamaz, kontrol dışı bir operasyondur, provokasyondur" dedik. Ama Putin, "Operasyona katılan herkese madalya verilsin" diyerek, bu işin arkasında olduğunu gösterdi. Allah, bin türlü belasını versin!

Yukarıda Mashadov için "dağ gibi bir adamdı" dedim. Heybetinden etkilendim. Ama zarafetinden daha çok etkilendim. O otel odasındaki görüşmemiz sırasında aşçı girdi içeri (yemeğin hazır olduğunu bildirmek için). Koca cumhurbaşkanı saygıyla ayağa kalktı. Yarım saat sonra bir daha geldi aşçı (bu defa yemeğin soğuduğunu bildirmek için). Koca cumhurbaşkanı bu defa da saygıyla ayağa kalktı. İnsana bu kadar değer veren Mashadov'un savaştan, ölümlerden hazzetmesi mümkün müydü? Değildi. Fakat Rusya, bu asil Kafkas beyefendisini bütün dünyaya gözü dönmüş bir katil, bir cani gibi tanıttı. Ve, Yandarbiyev cinayetinin hiç tepki çekmemesinden de cesaret alarak, Mashadov'u hunharca katletti. Böylece, insanlıktan anlamadığı gibi siyasetten de anlamadığını bir kere daha ortaya koymuş oldu.

Dudayev ve Yandarbiyev'den sonra 3. Cumhurbaşkanı Mashadov'u da şehit veren Çeçen İçkeriya Cumhuriyeti (Şehitler Cumhuriyeti de diyebiliriz) bu savaşı madde planında kaybedebilir. Fakat tarihin bize öğrettiğine göre bu savaş son savaş olmayacaktır. Çeçenlerle kalıcı bir anlaşmaya -yani iki tarafın da onurunu gözeten bir anlaşmaya- yanaşmayıp, 'isyanı bastırmaya' matuf şiddet siyasetine saplanıp kalan Putin, seleflerinin 200 yıldır yaptığı hatayı tekrar ediyor. Çeçen halkı bütünüyle dize gelse bile şehitlerin yaktığı ateşi yüreğinde taşımaya devam edecek ve önüne çıkan ilk fırsatta direniş bayrağını yeniden yükseltecektir. 200 küsûr yıldır devam eden Çeçen direnişi bir kere daha, bir kere daha, bir kere daha ezilse de asla sona ermeyecek, kendini mütemadiyen yeniden üretecek ve Rusya'yı hep diken üstünde tutacaktır.

Mashadov'a ganiganirahmet diliyoruz. Cenâb-ı Allah, şehadetini bereketlendirsin.



HAKAN ALBAYRAK
GERÇEK HAYAT DERGİSİ.

Etiketler:
mashadov ardından / hakan albayrak

YORUMLAR
Yorum yapmak için giriş yapın...

MIZAGE DERGİ YÖNETİCİLERİ KAYSERİ'DE
KARAÇAY-BALKAR KÜLTÜR VE YARDIMLAŞMA DERNEĞİ 13. GENEL KURULU.
AYŞE & HAKAN EKER GELİN ALMA
ÇAĞDAŞ SANATLAR MÜZESİ'NDE MIZIKA DİNLETİSİ
ESKİŞEHİR KUZEY KAFKAS KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ CİHAN ERTOK İLE DEVAM DEDİ
ESKİŞEHİR KUZEY KAFKAS KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ GENEL KURULUNU YAPTI.
KAFKASYA UÇUŞLARI BAŞLADI
ARDA ARGUN'A LEON NİŞANI
ADİGE MİLLİ KIYAFET GÜNÜ KUTLANDI
KAFDAV YAYINCILIK ESKİŞEHİR KİTAP FUARINDA
/ 599>

EN ÇOK OKUNANLAR
Kayıtlı başka haber bulunmamaktadır