NART
NART

GİRİŞ
Kullanıcı Adı

Şifre





>Üye Değilim     >Şifremi Unuttum

ETİKET BULUTU

MÜZİK ÇALAR
35305319 - Adige Nise 15.MP3
4SIMD.MP3
11
2
3

Nart Ajans Reklam

HABERLER / Cemiyet Haberleri

Notice: Undefined variable: db in /home/nart/public_html/arsiv.nartajans.net/function.php on line 6

Warning: mysqli_query() expects parameter 1 to be mysqli, null given in /home/nart/public_html/arsiv.nartajans.net/function.php on line 6
NALÇİK OLAYLARI VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

İlk günden beri gelişmeleri yakından takip eden Federasyonumuz sürekli Naçık ile irtibatını sürdürerek olayların gerçek boyutunu anlamaya çalışmıştır. İlk günden itibaren temasta olduğumuz her kesim tarafından olayların, farklı anlatıldığı görülmüştür. Bu nedenle, gelişmelerin gerçek durumu anlaşılıncaya kadar bizleri yanılgıya düşürecek, yanlış bilgilere dayalı acele yorum ve bilgilerin verilmesinden özellikle kaçınılmıştır. KAFFED olarak Nalçik olayları ile ilgili çok çeşitli kaynaklardan edindiğimiz haber ve bilgiler ışığında değerlendirmemiz aşağıdadır.
07-11-2005 - kez okundu

13 Ekim�de Nalçikten başlayan olaylar tüm dünyanın gündeminde yer almış ve büyük şaşkınlık yaratmıştır. Dünyanın önde gelen haber ajansları ilk etapta olayları, Şamil Basayev ve ona bağlı Çeçen savaşçıların eylemi olarak duyururken gelişmelerin haberlerini çok yüzeysel olarak vermekle yetinmişler ve kısa süre içinde de gündemlerinden kaldırmışlardır. Kısacası batı olayla fazla ilgilenmediği gibi Türkiye�deki milli basın da bu olayı batılı ve Rus kaynaklarından aldıkları haberlerle çok yüzeysel olarak geçiştirmiştir.

Olaylar Çerkes toplumunda ise daha farklı bir boyutta tartışılmıştır. Toplumumuzu ilgilendiren böylesine önemli konuda sağduyulu analizler yapmak, ortak paydalar oluşturmak ve kollektif hareket etmek yerine tartışmalar ideolojik yaklaşımlarla bir iç çatışmaya ve ayrışmaya dönüştürülmüştür. Bazı kişi ve kurumlar da üstü kapalı da olsa her zaman yaptıkları gibi KAFFED� e saldırmak için bu üzücü olayları kullanmayı tercih etmişlerdir. KAFFED olarak her zaman olduğu gibi sağduyulu ve kavgadan uzak tavrımızı sürdürmekte kararlıyız. Ancak üzücü olan, tarihten ve bu olaylardan ders alarak ileriye yönelik siyasi ortak paydaları oluşturmak yerine geçmişte yapılan hataları unutarak, kişi ve kurumlarımızı acımasızca eleştirerek birbirimizle kavga edip güç ve enerjimizi yok etmemizdir.

Çeşitli kaynaklardan ve Kafkasya�dan aldığımız bilgilere göre olayların gelişmesi kısaca şöyledir: 13 Ekim sabahı her biri 10-15 kişilik silahlı grup eş zamanlı olarak FSB binası, Emniyet Müdürlüğü, karakollar, hapishane, havaalanına saldırmışlardır. Saldırıyı yapan grubun (Birleşik İslami Savaş Cemaati=United Islamic Combat Jamaat) YARMUK üyeleri olduğu açıklanmıştır. Ayrıca �JAMAĞAT� adı da ortaya atılmıştır. Ancak YARMUK örgütünün adında bulunan �Jamaat� tanımı ile farklı bir �Jamağat� örgütünün adının karıştırıldığı sanılmaktadır. Bu örgütlerin nitelikleri daha sonra açıklanmaya çalışılacaktır.

Alınan bilgilere göre YARMUK örgütü, daha sonraki bir tarihte Kuzey Kafkasya�da çok kapsamlı bir harekete hazırlanmakta iken, bir silah deposu polislerce bulunmuş ve bazı örgüt üyeleri �vahabbist� olarak tutuklanmıştır. Tutuklananlardan birisinin YARMUK�un üst düzey yöneticilerinden Anzor Astemirov�a bağlı biri olduğu ve Nalçik hava alanının planlarını elde etmeye çalışırken 8 Ekim tarihinde yakalandığı belirtilmektedir. Bazı örgüt üyelerinin ele geçirilmesi üzerine erken bir saldırıya geçerek örgüt üyelerini kurtarmaya ve kaçırmaya yönelik saldırının başlatılmış olduğu genel kanıdır. Polis ve Özel kuvvetler olaya anında müdahale ederek bazı istisnalarla bir gün içinde kontrolu ele geçirmişlerdir. Çatışmalar sırasında örgüt liderlerinden Anzor Astemirov ve Balkar kökenli yardımcısının öldürüldüğü açıklanmışsa da sonradan Astemirov�un yaşamakta olduğuna ilişkin bilgiler gelmiştir. Henüz ölenlerin kimlikleri resmen açıklanmamış ve cesetler ailelerine verilmemiştir. Ancak ölen saldırganların ve polislerin yerel halktan ve çoğunun genç olduğu bilinmektedir.

Olayların gelişiminde dikkati çeken husus, bu güne kadar Budenovsk, Pervomorskoye , Moskova tiyatro binası ve Beslan baskınlarında gafil avlanan ve büyük bir beceriksizlikle yüzlerce sivilin ölmesine neden olan Rus özel kuvvetlerinin, bu defa gafil avlanmadıklarıdır. Terör uzmanlarının görüşü Polise önceden bilgi sızdığı yönündedir.

Olayların başlaması ile birlikte gündemimize giren �YARMUK�, �JAMAĞAT� isimleri hakkında edindiğimiz bilgiler şunlardır: Nalçik baskını, Çeçenistan�da üstlenmiş Şamil Basayev başkanlığındaki İslami Cihad örgüt ağının tüm Kuzey Kafkasyayı içine alacak şekilde yayılmaya çalıştığını göstermektedir. (Birleşik İslami Savaş Cemaati=United Islamic Combat Jamaat) YARMUK örgütü Kabardino-Balkar Cumhuriyeti şubesi olarak 2004 yılında Beslan baskınında ve Nalçik�teki Anti-Narkotik Kontrol İdaresi binasına yaptığı saldırılarla adını duyurmuştur. Örgüt lideri (emir) Muslim Atayev (kod adı- Seifullah) 2005 Şubat ayında Rus emniyet güçlerince öldürülmüştür. Yerine Rustam Bekanov ( aynı kod adı �Seifullah�ı almıştır) örgüt emiri olmuş ancak o da iki ay sonra öldürülmüştür. Olayların gelişimi Rus emniyet teşkilatının örgütü çok yakından takip ettiğini göstermektedir. Nitekim, Basayev�in yardımcılarından ve Ingush Cemaati lideri Ilyas Gorchkanov�da bu arada öldürülmüştür.

�JAMAĞAT�, islami cihad örgüt ağının bir milliyetçi boyutunu oluşturmaktadır. Karaçay-Balkar milliyetçi-islamcı grup olarak Karaçay- Çerkesk Cumhuriyetinde örgütlendiği ve Kabardino Balkar�da ayrı bir Balkar Cumhuriyeti kurmaya çalıştığı belirtilmektedir.

Nalçik olaylarında hangi örgütün nasıl bir rol oynadığı kesin olarak bilinmemektedir. Ancak bilinen gerçekler, Kuzey Kafkasya da Milliyetçi-İslamcı akımların örgütlendiği ve bu örgütlerin El Kaide örgütü ile bağlarının olması ve yardım almalarının da muhtemel olduğudur. Keza, Khattab, Abu Walid gibi Arap kökenli teröristlerin Kafkasya�ya geldiği veya bir çok Kafkasyalı gencin din eğitimi adı altında Arap ülkelerine götürülüp eğitildiğidir. Kısacası Uluslararası İslami Terör örgütleri Kuzey Kafkasya�yı Afganistan�laştırmaya çalışmaktadır. (Burada �İslami Terör� deyimi ile İslam adına Cihad için hareket ettiğini iddia eden aşırı fanatiklerin yarattığı terörü kast ettiğimizi, barışı ve eşitliği savunan gerçek inançlılarla hiç bir alakalarının olmadığına inandığımızı belirtmekte yarar görüyoruz.)

Olayların gelişimi ve aktörleri hakkında edindiğimiz bilgileri kısaca paylaştıktan sonra Kuzey Kafkasya�daki gelişmelerle ilgili tespit ve görüşlerimizi paylaşmak istiyoruz.

Kuzey Kafkasya�nın genel değerlendirmesine geçmeden önce Nalçik olayları sonrası toplumumuzun refleksleri üzerine bir kaç söz söylemek gerekecektir. Kafkasya�daki bu olumsuz gelişmelerin nedenleri araştırıldığında birçok neden sıralanabilir. Ekonomik az gelişmişlik, kötü yönetim, ibadet imkanının kısıtlanması, yolsuzluklar, çok etnisiteli karmaşık yapı, ideolojik boşluk, dış güçlerin global dünyaya egemen olma savaşı, v.s.

Şu andaki tartışmalara baktığımızda haber olarak alınan çelişkili bilgileri bir tarafa koyarsak çoğu yaklaşımların ideolojik olduğunu ve bu nedenle objektif bir şekilde gelişmeler analiz edilmeden kavga edildiğini görüyoruz. Örneğin olaya sadece �din� penceresinden bakanların yapılan saldırıları, yolsuzluklara, haksızlıklara, camileri kapatan din düşmanı yönetimlere başkaldırması olarak tanımlayıp, saldırganları haklı , ölenleri �şehit�,öldürülenleri de �kafir� olarak değerlendirdiğini görüyoruz. Aynı şekilde dar �laik ve demokrat� penceresinden bakanların da yapılan saldırıları �islami teror� ve saldırıyı yapanları �öldürülmeyi hak etmiş teröristler� olarak tanımladıklarını görüyoruz. Buna başka görüşleri de katmak mümkündür. Şu anda toplumumuzda Nalçik olayları ile ilgili kavgalar genelde bu tür tanımlama ve algılama farklılıkları sonucu acımasız ve hoş görüsüz bir görünümdedir.

Ancak bu tür olayları tek bir nedenle izah etmek kolaycılığına kaçmadan tüm etkenleri göz önüne almak gerekir. Toplum adına siyaset yapmak duygusal olmadan olaylara objektif bakmayı, doğru kavramayı ve ona göre strateji uygulamayı gerektirir. Bu aşamada fikir tartışmalarının olması doğaldır ve olumlu sonuç için gereklidir de. Doğal olmayan fikri tartışma yapamadan kavga etmek ve toplumu bölmektir. Çerkes toplumunun en büyük örgütü KAFFED olarak bizim tavrımız daima kavgadan-savaştan uzak, tartışmaya açık, toplum yararına politakalar üretmeye ve yürütmeye çalışmaktır.

Kafkasya�da genel bir durum tespiti yaparsak öncelikle Kuzey Kafkasya�nın Sovyet dönemi sonrasında Rusya Federasyonu içinde en geri kalmış fakir bölgeler olduğunu ve SSCB sonrası tüm BDT ülkelerinde olduğu gibi Kafkas Cumhuriyetleri de dahil RF�na bağlı birimlerde de eski komünist elitin yönetimlere hakim olduğunu, bu ülkelerin tümünde yönetim tarzının da devlet-mafya işbirliği ile devlet malının paylaşılması, yakın çevrenin zengin edilmesi üzerine kurulu olduğunu görürüz. O nedenledir ki, Kabartay- Balkar�da geçmiş yönetim, Balkar azınlığı mutlu edemediği gibi Adige çoğunluğunu da memnun edememiştir. İlaveten, Çeçenistan savaşı ile birlikte Kafkasya da bir güvensiz ortam oluşmuştur. Rusya ise her zaman yumuşak karnı olarak gördüğü Kafkasya�yı kontrol altında tutabilmek için her türlü gerekçeyi kullanmıştır.

Rusya Federasyonu merkezinin eskiye özenle güçlü merkezi yönetim oluşturma adına Moskova�nın çıkarlarını hep ön planda tuttukları bir sır değildir. Kuzey Kafkasya�ya bakışları ise tümüyle güvenlik ve kontrolu ön planda tutar şekilde gelişmiştir. Bölgenin ekonomik gelişimini sağlayacak politikaları üretmek yerine oluşumuna destek verdikleri başarısız yönetimlere destek vermek, yerli halkların gelişmesini engellemek ve karşı çıkanlara da ön yargılı yaklaşma politikalarını uygulamışlardır. Çeçenistan da savaş kurallarını, en doğal insan haklarını ihlal etmekten kaçınmamışlar ve Aslan Mashadov gibi bir lideri yok ederek tüm diyalog imkanlarını ortadan kaldırmaktan çekinmemişlerdir. Tüm bu olumsuz uygulamalar RF�nin bilinçli bir şekilde yürüttüğü Kafkasya politikaları mıdır, yoksa yöneticilerin yanlış kararları ve uygulamalarının bir sonucu mudur, bunun cevabını vermek son derece güçtür. Ancak bir gerçek vardır ki Vlademir Putin ile başlayan bir yeni Sovyetleşme dönemi yaşanmaktadır. Yani tüm otoritenin merkezde toplandığı, federal cumhuriyetlerin nispi bağımsızlıklarının giderek sınırlandırıldığı bir yönetim biçimi adım adım uygulanmakta ve bunun için her fırsat değerlendirilmektedir.

Bu arada 12 Eylül sonrası gelişmelerin Kuzey Kafkasya�daki yansımalarını göz ardı etmemek gerekir. 12 Eylül de ikiz kulelerin yıkılmasından iki gün sonra Başkan George Bush Amerikan halkına seslenirken şunu diyordu: � Bu acı olay Amerika için aynı zamanda bir fırsat doğurmuştur. Bu fırsat Amerika�nın dünyanın en güçlü ülkesi olduğunu gösterecektir.� Nitekim 12 Eylülün ardından önce Afganistan sonra Irak�a Amerikan askerleri girmiştir. Bunları yaparken de Rusya ile �ben sana karışmayacağım sen de bana karışmayacaksın mutabakatı oluştu�. Zaten o sıralar Amerika ile yarışması mümkün olmayan Rusya kendi içinde rahatladı ve Çeçenistanda dünyadan hiç bir tepki görmeden istediğini yapmak fırsatını elde etti. Sonuç, en az 200.000 insanı yok ederek, doğayı tahrip ederek dünyanın gözü önünde Çeçen halkının uzun yıllar belini doğrultamayacak hale getirilmesi oldu. Çeçenistan�da olay bu kadarla bitmedi. Bunun yanında Çeçenistan�da büyük bir otorite boşluğu oluştu. Şekil itibariyle Çeçenistan El Kaide türü uluslararası terör örgütlerinin arenası haline dönüştü. Bu tür örgütleri soğuk savaş döneminde büyük devletlerin kullandıklarını biliyoruz. Bin Laden�i Afganistan�da Sovyet ordularına karşı savaşmak üzere CIA�nın eğitip yardım ettiği bilinmektedir. Aynı şekilde Çeçenistan�a bir çok Cihadist Arap�ın gittiği veya Kafkasyalı insanların Ürdün veya Suudi Arabistan� da eğitildikleri de sır değildir.

Amerika, Rusyayı bir taraftan Çeçenistan�da serbest bırakırken, diğer yandan da Rusya�nın arka bahçelerine tek tek el atmaya başladı. Petrol olan bölgelerde Rusya aleyhine gelişmesini sürdürdü. Kazakistan, Kırgızistan, Azarbeycan, Gürcüstan, Ermenistan, Bulgaristan da ciddi üsler edindi ve ülke yönetimlerine Amerikan yanlısı yöneticileri getirmek için devrimleri destekledi. Kuzey Kafkasya�nın da bu yeni soğuk savaş çatışmaları içinde yer alması kaçınılmazdır. Amerika Rusya�ya karşı elbette Kuzey Kafkasya�yı kullanmak isteyecekti. Buna karşılık ta Rusya karşı mücadelesini yapacaktı. Kafkasya�daki terör olaylarına baktığımızda, Rusya�nın tüm teknik ve askeri olanaklarına rağmen Çeçenistan�daki İslami Cihad grubunun gelişmesini önleyememesi akla iki olasılığı getirmektedir. Ya Rusya bu örgütleri kendi siyaseti gereği gerçekten yok etmek istememektedir veya bu örgütler çok ciddi dış destek almaktadır. Ya da her iki olasılık ta birlikte vardır. Yani Rusya Yönetimi �uluslararası terör ile savaş örtüsü� altında kendi iç politikalarını uygulayabilmek için, Sovyet tipi bir merkezi yönetim modelini gerçekleştirebilmek üzere Kuzey Kafkasya�yı sıkı yönetim altında tutabilmek için, kontrollu bir biçimde Basayev ve örgütünün var olmasına göz yummaktadır. Akla ister istemez �Dudayev�i , Mashadov�u yok edebilen teknolojiye sahip Rusya neden Basayev�e dokunmuyor?� sorusu gelmektedir. Sonuç olarak Kafkasya yeni soğuk savaşın çatışma alanlarından birisidir ve Rusya ile Amerika arasındaki bilek güreşi bizim insanlarımız ve topraklarımız üzerinden yapılmaktadır.

Kuzey Kafkasya�daki az gelişmişlik yanındaki kötü yönetimlerin; yolsuzlukların, baskıların halkı bezdirmesi ve çaresiz bırakması, bu çaresizliğin de insanları yeni maddi ve manevi arayışlara yöneltmesi kaçınılmazdır. Nitekim komünizmin oluşturduğu manevi boşluk Slavlar�da yeniden kiliseye yönelmek, diğerlerinde ise islama sarılmak şeklinde gelişmektedir. Dünyada yaygın Hıristiyan veya Müslüman misyonerler hızla bu bölgelere yönelmişlerdir. Kafkasya�da ve diğer Müslüman toplulukların yaşadığı ülkelerde islama yöneliş yaygındır. Ancak bu alanda etkinlik siyasal islam çizgisinde ve fundamentalist eğilimli gruplarda olmaktadır. Geri kalmış ve bunalımlı toplumlarda, fakirlik, etnik farklılıklarla harmanlanan dini eğitimler ortaya fanatik islamcı-milliyetçi oluşumları doğurmaktadır. Şu anda Kuzey Kafkasya, merekezden baskıya tabi yönetimler, ideolojik boşluk, islamiyetin canlanması, fundamentalizmin egemenliği, çok yoğun işsizlik, kargaşa, etnik milliyetçiliğin yarattığı gerilimler ve terörizm gibi etkilere maruz bir ortamdadır.

Ata yurdu güzel Kafkasyamızı şu anda büyük bir çok tehlikeler beklemektedir. Bu da savaş, terörizm, yıkım, ümitsizlik, islami aşırılıklar, daha fazla da terörizm ve tekrar savaş girdabının oluşmasıdır. Kafkasya bu girdaba kapıldığı anda elimizde Karadeniz kıyılarında olduğu gibi hiç bir şey kalmayacaktır. Tüm Kafkaslılara düşen en önemli görev olaylara sukunetle yaklaşarak sorunları tespit etmek, uzlaşmak, bilinçli görev bölümü yapmak ve dayanışmaktır. KAFFED olarak tüm toplumumuzu sağduyulu olmaya çağırıyoruz. Bu yazımızda ifade ettiğimiz görüşlerde eksikler olabilir, yanlışlar da olabilir. Yapmak istediğimiz ortaya Kafkasya ile ilgili bir resmi objektif olarak koymak ve toplumumuzu bu yönde düşünmeye, katkıda bulunmaya teşvik etmektir.

Saygılarımızla

KAF-FED
- Kafkas Dernekleri Federasyonu -

Etiketler:
nalçik olayları ve düşündürdükleri

YORUMLAR

Fatal error: Uncaught Error: Call to undefined function mysql_query() in /home/nart/public_html/arsiv.nartajans.net/yonet/user.class.php:23 Stack trace: #0 /home/nart/public_html/arsiv.nartajans.net/yorum.php(19): user->user() #1 /home/nart/public_html/arsiv.nartajans.net/haberler.php(80): require('/home/nart/publ...') #2 {main} thrown in /home/nart/public_html/arsiv.nartajans.net/yonet/user.class.php on line 23