NART
NART

GİRİŞ
Kullanıcı Adı

Şifre





>Üye Değilim     >Şifremi Unuttum

ETİKET BULUTU

MÜZİK ÇALAR
35WERE~1.MP3
4WORED3.MP3
35305319 - Adige Nise 15.MP3
3
4SIMD.MP3

Nart Ajans Reklam

HABERLER / Cemiyet Haberleri

Notice: Undefined variable: db in /home/nart/public_html/arsiv.nartajans.net/function.php on line 6

Warning: mysqli_query() expects parameter 1 to be mysqli, null given in /home/nart/public_html/arsiv.nartajans.net/function.php on line 6
NALÇIK OLAYLARI VE İKİ DEĞERLENDİRME

Federasyonunun Nalçik olayları hakkındaki açıklaması daha önce'de yayınlanmıştı. Bu yazının yayınlanmasından sonra Kabardey-Balkar Cumhuriyeti (KBC) kaynaklı yeni bilgiler ulaştı. Bu bilgilerin önemi bilgiyi veren kişilerden kaynaklanmakta. Dolayısıyla gelen bilgileri Federasyaon sayfasında hiç değiştirmeden, kendi yorumları ile yayınlanıyor. Geçtiğimiz günlerde KBC'den İbrahim Yağan Türkiye'ye geldi. İstanbul, Ankara ve Kayseri'deki derneklerimizi dolaşarak, Nalçik olayları hakkında kendi cephesinden görüşlerini aktardı. Kayseri'de yaptığı konuşmanın özeti elimize ulaştığı şekliyle aşağıda yer alıyor.
18-12-2005 - kez okundu

İkinci bilgi ise, Adıge Psalhe Gazetesi baş redaktörü ve Kabardey Adıge Xase Başkanı olan Hafıtse Muhammed'in yazısı. Yazıyı Ergün Yıldız'ın tercümesiyle yayınlıyoruz. Yazıların bizce önemi her iki kaynağın kişilikleri yanısıra, yaptıkları ortak tespitlerden de kaynaklanıyor. Bu konuda ciddi çatışmalar yaşamış oldukları bilinen Kabardey eski Xase üyesi İbrahim Yağan ve Hafıtse Muhammed'in, farklı kamplardaki kişiler olarak, çok önemli ortak tespitlerde bulunduklarını görüyoruz. Yazı ve görüşlerini bizce ilginç kılan da bu. Görüşlerine bakacak olursak, her iki kişi de yorumlarında olayların örgütsel boyutlarına ve bağlantılarına değinmemişler, işin sosyal boyutunu ele almışlardır. Zaten örgütsel yapıları, bağlantıları yüzde yüz doğru olarak kanıtlamak ve ispatlamak hiç bir zaman mümkün olmayacaktır. Ancak, H. Muhammed'in yazısında örgüt liderlerinin (emir) olarak adlandırıldığını ve dışarıda eğitildiğini söyleyerek, Federasyonumuzun bilgilerini teyit ettiğini görüyoruz. Hafıtse Muhammed ve İbrahim Yağan'ın ortak tespitleri, toplumumuzun geleceği açısından önem taşımaktadır. Bu tespitleri şu şekilde sıralamak mümkündür: 1- Eyleme katılan gençlerin hemen hemen hepsi Kabardey'dir. İçlerinde yabancı unsurlar bulunmamaktadır ve eylemleri sırasında sivil halka zarar vermemek için özenli davranmışlardır. 2- KBC'de geçmiş dönemlerdeki yönetimlerin yaptıkları haksızlıklar, insan hakları ihlalleri ve baskıcı, katı polis devleti uygulamaları sosyal tepkilerin nedenini oluşturmuştur. Yoksulluk ve geleceğe yönelik ümitsizlik gençleri, dini propaganda yapan, terörle özdeşleşmiş grupların kucağına itmiştir. Dini siyasete alet eden, toplumsal tepkileri ve milliyetçi duyguları araç olarak kullanan (vahabist tanımı yer yer kullanılıyor ve Çeçen savaşçılarla ilişkilerine Hafıtse Muhammed tarafından değiniliyor) örgütler Kafkasya'da mevcuttur ve dikkat edilmesi gereken bir tehdit oluşturmaktadır. 3- Kabardey'deki gençlik hızla kültürel değerlerinden uzaklaşmaktadır. Alkol ve uyuşturucu kullanımı, toplumu tehdit eder boyutlara ulaşmıştır. Gençliğe sahip çıkılmalıdır. Adıge Xase türü derneklerin pasifize edilmesi (İ.Y.), Çerkes terbiyesinin yeterince verilmemiş olması (H. M.) gençleri dini kesimlere yöneltmektedir. 4- Yeni Cumhurbaşkanı Arsen Kanokov, bu konuda bir ümit kaynağı olmuştur. Tüm bu ortak tespitlerden yola çıkarak, görüş belirten her iki kişi de aynı çağrıyı yapıyorlar. Diaspora ve anavatandaki tüm sivil toplum kuruluşlarının, işbirliği yaparak bu sorunlarla mücadele etmeleri gereğini söylüyorlar. Biz de Kafkas Dernekleri Federasyonu olarak, sürekli vurguladığımız karşılıklı hoşgörü ve işbirliği çağrılarımızı bir kere daha bu değerli iki kardeşimizle birlikte seslendiriyoruz. Ayrı kamplarda yer alan iki dostumuzun, bu toplumsal sorunumuzla ilgili aynı çizgide buluşmalarını sevinçle karşılıyor, bunun somut işbirliği çalışmalarına başlanmasına vesile olmasını diliyoruz. Gençlerimiz, dilimiz, xabzemiz her yerde, her platformda sahip çıkmamız gereken ortak değerlerimizdir. Bu konuda Kafkasya'daki ve diasporadaki tüm kuruluşlarımıza görev düşmektedir. Aramızda yapacağımız kavgalar, toplumuzun yok oluşunu hızlandıracaktır. Tarihimiz bunun en somut örnekleri ile doludur. Ortak projelerde ve işbirliği çabalarında bir arada olmak, en öncelikli dileğimizdir. İbrahim Yağan ve Hafıse Muhammed'in, Nalçik olaylarıyla ilgili değerlendirme yazıları aşağıdaki gibidir:"Nalçik, beklide dünyanın hiçbir yerinde görülmediği kadar çok sayıda polisin bulunduğu bir şehir. Şu an itibariyle 12.000 civarında polis görev yapıyor. Kabardey-Balkar'ın önceki Cumhurbaşkanı Koko Valery ve Putin'in işbirliği ile Kabardey de Polis Devleti sistemi kurulmuştur. İnsanlar sürekli zan altında ve kontrol altında büyük bir baskıyla yaşamaya çalışmaktadırlar. Aynı polisler ve polis devleti zihniyetindeki idareciler tarafından dindar gençlerin daha ortaya bile çıkmadığı önceki dönemlerde o zamanki Adiğe Xase üyeleri ve taraftarlarına da çok büyük baskılar yapılmış ve Adiğe Xase etkisizleştirilerek adeta devletleştirilmiştir. Ruslar ve onların güdümündeki yerel idareciler, bu tip hiçbir sivil toplum kuruluşuna tahammül edememektedirler. Maalesef Türkiye'den gelen bazı sözüm ona sivil toplum kuruluşu dernekler de onların telinden çalarak, onlarla bugüne kadar iyi geçinmek uğruna bu gibi yöneticilere en ufak bir eleştiri ve tavır ortaya koyamamışlardır. Yıllarca baskı ve zulüm ile yapılan icraatlara en ufak bir tepki gösteremeyen Türkiye'deki bazı dernek ve çevrelerin son olaylar üzerine daha neyin ne olduğu bile anlaşılmadan zehir zemberek açıklamalar yapmaları çok manidardır. Bu dernekçiler bugüne kadar Kabardey Balkar'daki yaşanan birçok insan hakları ihlallerine ve haksızlıklara karşı çıkma cesaretini ve insanlığını bir kez bile gösterememişlerdir. Aksine Kabardeye sık sık gelen bu zihniyetteki insanlar ne acıdır ki, orada zulüm yapan zalim idareciler ile kadehler tokuşturarak ziyafet sofralarında sadece eğlenmesini bilmişlerdir. Bu tutum ve davranışı, oradaki zalim idareciler tarafından bakın Kafkasya dışındaki dernekler de bizim gibi düşünüyor diyerek içerideki vatanperver insanlara karşı kullanmışlardır. Vatanperver ve milliyetçi insanların birtakım baskı ve zorlamalar ile etkisizleştirilmeleri sonrasında meydan yavaş yavaş adeta bu genç dindar ve birilerine göre şeriatçı veya Vehhabi gençlere kalmaya başlamıştır. Polis devleti sistemindekilere göre Milliyetçilere karşı ilk zamanlar zararsız olarak kabul edilen bu genç dindar insanlara pek ses çıkarılmamıştır. Ancak Adiğe Xase ve benzeri milliyetçi düşüncedekilerin neredeyse tamamen pasifize olduğu bu dönemlerde dindar gençlik büyük bir hızla taraftar bulmaya başlamış ve hızla çoğalmışlardır. Geleneksel ve yetersiz seviyedeki dini idaredekilerin yetersizlikleri dolayısıyla bu gençler halk kesimlerinde de kabul görmeye başlamış ve zamanla bu gençler legal yollardan teşkilatlanmaya da gitmişlerdir. İşte bu noktan sonra Ruslar ve onların güdümündeki polis devleti zihniyetindeki yerel idareciler, maalesef bu gençlerin de tıptı Adiğe Xase ve çevresindekiler gibi kendi sistemleri için tehlikeli olmaya başladıkları düşüncesiyle onlara karşı da zamanla milliyetçi gençlere ve onların kuruluşlarına yaptıkları karalama ve onları olduklarından farklı gösterme kampanyalarına girişmişlerdir. Basın yayın kuruluşları vasıtasıyla bu gençlerin vehhabi olduklarını, bunların zararlı bir akım olduklarını ve zamanla da hiç ilgisi olmadığı halde bunların terörist olduğunu yaymaya başlamışlardır. Bu gençler ve aileleri sürekli takibe alınmış, devam ettikleri legal kuruluşlar ve camiler basılmış, gözaltına alınanlar dayaktan ve akla hayale gelmeyecek işkencelerden geçirilmiştir. Hatta daha da ileri gidilerek bu gençlerden bazıları ortadan kaldırılmış, faili meçhul şekilde öldürülmeler başlamış ve bunlar Nalçik'i ve Kabardey'i terk etmeye zorlanmıştır. Bu olaylar öyle boyutlara ulaşmıştı ki, polis devleti zihniyetindekiler Kabardey-Balkar'da ve Nalçik'te sürekli bir terör havası estirmişler ve bütün bunlara da dindar gençlerin sebep olduğuna halkı inandırmaya çalışmışlardır. Kendilerine artık hayat hakkı tanınmayan, sürekli baskılara, şiddete, dayak ve işkenceye maruz kalan bu gençler adeta bilinçli bir şekilde illegaliteye doğru itilmiştir. Bütün bunların sonucunda maalesef bu oyuna gelen Kabardey gençleri kendilerine sürekli baskı ve işkence yapan, bazı arkadaşlarını öldüren ve ortadan kaldıran polise karşı bu saldırıyı planlamak durumunda kalmışlardır. Silah konusunda neredeyse hiçbir bilgi ve eğitimleri olmayan gençlerin yaptığı saldırıda çoğu öldürülmüştür. Polisler zaten acımasız olduğundan ve sivilleri düşünmediğinden bu arada birçok sivil halk da hayatını kaybetmiştir. Saldırıya katılanlar hiç olmasa bundan sonra polisin bu tür baskı ve zulümlerinin önlenmesi için adeta kendilerini feda etmişler ve bile bile ölüme gitmişlerdir. Meydana gelen olayı terör ilan edip işin içinden çıkmak çok kolay gibi görülebilir. Ancak Kabardey-Balkar halkı bu olayı terör olarak görmüyor ve bu olay vesilesiyle sistemi sorgulamaya başlamışlardır. Bugüne kadar idarede olanlar öyle bir sistem oluşturmuşlar ki, belli bir mutlu azınlık gurubu oluşturulmuş ve bu insanlar neredeyse Cumhuriyetteki tüm ekonomik gücünü ele geçirmişlerdir. Ruslar ve onların yandaşı durumundaki bu mutlu azınlık kendi rahatlarına karşı olabilecek her akım ve hareketi terör damgası, vehhabi damgası ile damgalamakta ve oluşabilecek en ufak bir muhalefet hareketine kesinlikle hayat hakkı tanımamaktadırlar. Halkın çoğunluğu sindirilmiş ve adeta içki ile uyuşturulmuştur. Şu anda halk neredeyse ekmek bulamazken çok ucuza her yerde su gibi içki bulunmakta ve isteyen çok kolayca içki tüketebilmektedir. Dünyanın belki de hiçbir yerinde olmadığı kadar çok içki tüketilmekte, insanlar genç yaşlarda yetersiz beslenme, içki ve uyuşturucunun sebep olduğu çeşitli hastalıklarından ölüp gitmektedirler. O kadar çok cenaze oluyor ki, artık yetişemiyoruz. İçkiden, uyuşturucudan, yetersiz beslenmeden, hastalıklardan, mafyanın ortadan kaldırmasından ve trafik kazalarından o kadar insan ölüyor ki, neredeyse bir toplum yok olup gidiyor. Çeçenistan da savaş durumu olduğu halde iddia ediyorum ki, Kabardey'deki kadar her gün cenaze kalkmıyordur. Kendi menfaatlerinden başka hiç birşey düşünmeyen bugüne kadarki idareciler, toplumun bu hale gelmesine sebep olmuşlardır. İşsizlik çok yüksek boyutlardadır. İşsiz insanlar her şeyi yapmaya hazır hale gelmişlerdir. Bugüne kadarki mevcut idare hem yönetimi kimseye bırakmak istemiyor, en ufak bir muhalefete tahammül edemiyor hem de ekonomik ve sosyal felaketin düzelmesi için hiçbir girişimde bulunmuyordu. Diyebiliriz ki, maalesef Kabardey-Balkar Cumhuriyeti Rusya Federasyonundaki en fakir ve en geri kalmış ülkedir. Kimileri kabul etmek istemese de acı ama gerçek budur. Kafkasya'ya sadece turistik gezi amacıyla gelenler ve tanıdık ve akrabaları tarafından varları yokları ortaya konularak ağırlanan insanlar ne acıdır ki, bunların çoğunu anlayamadan oradan ayrılıyorlar. Oradaki idarecilerin çeşitli vesilelerle davetlisi olarak gelen gerek resmi ve gerekse sivil toplum kuruluşu durumundaki bazı dernek çevrelerine de zaten idareciler tarafından bu olumsuzluklar gösterilmiyor ve ne yazık ki bu gibi insanlar da zeten ya bu durumları görmek istemiyor veya görseler bile bir türlü bunları kabullenmek istemiyorlar. Ancak oradaki idarecilerle kadeh tokuşturup mükellef ziyafet sofralarında eğlendikten ve Kabardey'in tarihi ve turistik yerilerinde birkaç gün gezdirilip misafir edildikten sonra Türkiye'ye dönen bu insanlar eminim ki oraların ne kadar güzel olduğunu anlata anlata bitiremiyorlardır. Elbette Kabardey, Kafkasya çok güzel bir vatan. Bunda hiç şüphe yok. Ancak oraları kirletenler ve gittikçe kötü bir hale getirenler var. Bununda bilinmesi ve çaresinin düşünülmesi gerekiyor. Şu an Cumhurbaşkanı olan Arsen Kanakov bizde ve tüm halkta büyük bir ümit meydana getirmiştir. En azından kendisi önceden beri zengin bir işadamıdır ve paraya pula tenezzül etmez diye düşünülmektedir. Kendisi çok kısa bir süre önce Cumhurbaşkanı olmasına rağmen şimdiye kadarki açıklamaları ve uygulamaları ile iyi bir kanaat oluşturmuştur. İnşallah beklenildiği gibi olur da bu olumsuzlukları giderir. Yoksa korkuyoruz ki, Kabardey daha kötü olaylara gebedir. Bu konuda diasporadaki sivil toplum kuruluşu durumundaki derneklerimize, federasyonlarımıza da çok büyük görevler düşmektedir. Ne olur bugüne kadarki gibi davranmasınlar. Kabardey'de bir toplum birçok olumsuzluklar sebebiyle kaybolup gidiyor. Bu kayboluş sosyal ekonomik birçok sebeplerden olmaktadır. Buna birilerinin dur demesi gerekmektedir. Siyasi, politik, ideolojik ve salt dini yaklaşımlarla bu olumsuzlukları gidermek tek başına mümkün değildir. Hem dinimizi yaşayalım hem de kültürümüzü... Başka çaresi yok. Sadece kuru bir milliyetçilikle ve sadece radikal bir dincilikle meselelere yaklaşıldığı zaman maalesef bugüne kadar meydana gelen olumsuz olaylar ve benzerleri tekrar edip duracaktır. Bugüne kadar Dünyanın her yerindeki Kafkas insanı hep yaşadığı ülke için çalıştı, ancak bundan sonra elbette hem yaşadığı ülke için hem de Kafkasya için çalışmalı. Öyleyse hem Kafkasya'daki ve hem de Dünyanın her yerindeki insanlarımıza acil bir çağrıda bulunuyoruz. Gelin hep beraber el ele verelim ve ideolojik kaygıları bir tarafa bırakıp, Kafkasya'nın daha kötü durumlara düşmesini engelleyelim. Sosyal ekonomik, dini ve kültürel her yönden kalkınması ve gelişmesi için ne gerekiyorsa hep beraber yapalım. Başka çaremiz yok. Lütfen bu acil çağrıyı hepimiz duyalım ve gereğini hemen yapmaya başlayalım." İbrahim Yağan

Etiketler:
nalçık olayları ve iki değerlendirme

YORUMLAR

Fatal error: Uncaught Error: Call to undefined function mysql_query() in /home/nart/public_html/arsiv.nartajans.net/yonet/user.class.php:23 Stack trace: #0 /home/nart/public_html/arsiv.nartajans.net/yorum.php(19): user->user() #1 /home/nart/public_html/arsiv.nartajans.net/haberler.php(80): require('/home/nart/publ...') #2 {main} thrown in /home/nart/public_html/arsiv.nartajans.net/yonet/user.class.php on line 23