NART
NART

GİRİŞ
Kullanıcı Adı

Şifre





>Üye Değilim     >Şifremi Unuttum

ETİKET BULUTU

MÜZİK ÇALAR
35305319 - Adige Heku 01.MP3
10
1
2
12

Nart Ajans Reklam

HABERLER / Cemiyet Haberleri

Notice: Undefined variable: db in /home/nart/public_html/arsiv.nartajans.net/function.php on line 6

Warning: mysqli_query() expects parameter 1 to be mysqli, null given in /home/nart/public_html/arsiv.nartajans.net/function.php on line 6
DİSPORA GÖREV BAŞINA

Nalçik'de meydana gelen olaylardan sonra vicdan sahibi her insan kendince birşeyler yapmaya gayret ediyor. Tabii bu durum vicdanı olanlar için geçerli. İşte o vicdan sahiplerinden bir hemşehrimizin çağrısı :
06-01-2006 - kez okundu

DİASPORA GÖREV BAŞINA

Erdal ÖZDEN

Bu yaz Nalçik seyahatinden dönüşümde,orada gördüğüm manzara beni çok endişelendirmişti ve fırtına öncesi büyük bir sessizliğin hüznü sanki içime doğmuştu.Türkiye'ye döner dönmez, ilk işim bu konuyu dile getirmek olmuştu ve "Bu Kavga Bitsin" başlığıyla diaspora Çerkeslerine acil bir arabuluculuk görevi üstlenmeleri ve bir iyi niyet heyetinin derhal devreye girmesi için çağrıda bulunmuştum.Heyhat ki,sakalımızın olmayışından olacak, sözlerimiz hiçbir yankı bulmadı.(Bu noktada sevgili Hakan Albayrak'a hak vermemek elde mi )Yazımızın yayınlanmasından sadece bir ay geçmişti ki, ( 13 Ekim de)Nalçik'te olanlar oldu.

Şayet o gün yazdıklarımıza kulak verilseydi, uyarılarımız dikkate alınıp, "biz barış elçisi olarak geldik" diye bir iyi niyet heyeti Nalçik'e gidip, taraflarla görüşebilseydi, belki yüreklerimizi yakan bu vahim durum meydana gelmeyebilirdi. En azından biz görevimizi yaptık diye vicdanen rahat olabilirdik. Şu anda vicdanlar rahat mı acaba?

Söz konusu yazımızdan bazı pasajlar hatırlamakta fayda var:
"Bu defaki Nalçik seyahatimde, Kabardey'de bir çok olumlu gelişmeler görmek beni hayli sevindirdi,mutlu etti.Ancak bir olumsuzluk vardı ki,bütün sevinçlerimi kursağımda bıraktı.Emniyet güçleriyle,kendilerine "vahhabi" denilen gençler arasındaki kavga...Çok derin boyutlara ulaşmış,aralarına kan davası girmiş ve inadına bir körler dövüşüdür devam ediyor.Her iki taraf da acımadan birbirini öldürüyor.Kabardey'e girdiğimde (25.07.2005) 2 gün arayla 4 polis öldürülmüş ve Nalçik olağanüstü hal içindeydi.Tabiiki bunlar,sözü edilen gençlerin evlerden,mescitlerden alınarak suçsuz olarak öldürülmelerinin,yada onlardan birilerinin veya bir kaçının bulunduğu tahmin edilen bazı evlerin yıkılması,ateşe verilmesi gibi aşırı güç kullanmaların bir tepkisi ve karşılığı olarak gerçekleştirilmiş eylemler. Tabiatıyla bu durumlar halkta büyük tedirginliklere sebep oluyor ve oldukça gergin bir ortam mevcut. Dolayısıyla o güzelim sokaklarda güven ve huzur içinde, gönül rahatlığıyla gezemiyorsunuz. Bu durum beni çok üzmüştü ve Türkiye'ye döndükten sonra kafamda hep şu düşünce vardı:"Durumun vahametini, gördüklerimi, duyduklarımı kime anlatsam,hangi kapıyı çalsam da,bu kavganın bitmesi,bu akan kanın dinmesi için bir arabuluculuk girişimine vesile olabilsem."

İlk aklıma gelenler de Federasyon,Vakıf ve Birleşik Kafkasya Dernekleri yöneticileri oldu.Bu derneklerin yöneticilerinden oluşan bir iyi niyet heyeti, sırf bu iş için Kabardey'e gitse ve taraflarla görüşse ne iyi olurdu! Eminim, "iç işlerimize karışmayın" gibi umursamaz ve işi geçiştirici bir tavır takınmazlardı. Çünkü, gerçekten iki taraf da bu kavgadan hoşnut ve memnun değil.Zira iki taraftan da insanlar ölüyor. Buna karşın, zaman zaman her iki taraftan da barış ve uzlaşı için iyi niyet jestleri gösterildiğine dair söylentiler de dinledim halktan.
...
Bu durum gösteriyor ki, her iki taraf da bu kavgadan memnun değil ve bu kan davasını bitirmek istiyor. Diasporadan, özellikle Türkiye'den buna katkıda bulunabilecek birileri varsa ve en kısa zamanda bir iyi niyet girişiminde bulunurlarsa tarihi bir görev ve çok hayırlı bir iş yapmış olurlardı. Bu noktada, yine Ajans Kafkas'ın haberlerinde okuduğum; Türkiye'deki Çerkes asıllı milletvekillerinin tam da bu günlerde Kuzey Kafkasya ziyaretine çıkmış ve oradaki meslektaşlarıyla görüşecek olmaları, sözünü ettiğimiz vahim durumun gündeme getirilmesi ve barışçı bir çözüme ulaştırılması için bir altın fırsattı. İnşallah oralarda bir şekilde gündeme getirilmiş ve bu konu konuşulup taraflar arasında bir uzlaşı sağlanma fikri kuvvet kazanmıştır.Bunu yürekten temenni ediyorum.

Aksi halde, global şer odakların ürettiği ve derin devletlerin işine geldiği bu noktada, provoke silahı olarak kullandıkları bu canavar,ülkenin kendi çocuklarını yiyecek Bu çatışmalara katılmış ve sonradan emniyetten ayrılmış genç bir polisin bana söylediği de aynen şudur:"her iki taraftan da ölenler masumlardır Ben emniyette çalıştım diye onların haklı ve diğerlerinin tamamen haksız olduğunu söyleyemem.Bizim polisler de zaman zaman onlardan çok suçsuz insanları, kendilerini savunmalarına hiç fırsat vermeden öldürdüler".


...
" Nalçik'de Sodrujestvo (birlik) adındaki bir gönüllü kuruluş (bu kuruluş,Afganistan Gaziler Birliği,Çernobil Birliği,Abhazya Gönüllüler Birliği,Gaziler Birliği Kabardey-Balkar Şubesi ve Kabardey-Balkar Çiftçiler Birliği'nden oluşuyor.), polis ve askeri yetkililer ile vahhabi olarak adlandırılan kişileri bir yuvarlak masa toplantısında bir araya getirmeyi düşündüklerini ifade etti."

Benim için, bugünlerde, oradan, bundan daha sevindirici bir haber gelemezdi.Kabardey insanına da bu yakışırdı doğrusu.Çok köklü bir wunafe/istişare geleneğine sahip ve Kafkas boyları içinde bu geleneğiyle şöhret bulmuş Kabardey'in,kendi problemini,kendi yöntem ve iç dinamikleriyle çözme girişimi inşallah başarıya ulaşır da bundan hepimiz çok mutlu oluruz.Hem İslam'ın,hem demokrasinin vazgeçilmezi olan,ayrıca "açık ve konuşan toplum" sloganını klişeleştiren çağdaş anlayışa da çok yakışan bu ünlü Kabardey geleneğinin işletilmesinden daha isabetli ne olabilirdi?"

Evet, bugünkü olaylardan sadece bir ay öncesinden aynen böyle yazmıştık ve yazımızı da şu temenni ve dua ile bitirmiştik:

"Bu bakir ve masum masal ülkesi, bu cennet köşesi İslam beldelerini Allah her türlü art niyetlilerin şerrinden korusun.Amin."

13 Ekim olaylarında ölenlerin sayısı bugün 130 larla telaffuz ediliyor.

Yok oluşun eşiğine gelmiş bir ulus için,100 ün üzerinde gencecik insanların ölümü ne demek?! İçim yanıyor. Ölenlerin hepsi kendi insanımız. Ölenlerin arasında bir tek Rus var mı acaba?
Putin Beyefendi,"gördüğünüzü vurun, bir tek canlı bırakmayın" demişler.

Bir Rus için Kafkas insanının kanından daha ucuz ne olabilir ki zaten. Bir Rus için bu ne bulunmaz bir fırsat değil mi Onlara bu fırsatı vermeyelim Allah aşkına!

Olayların bu boyuta gelmesinde birinci derecede suçlu olarak, Gerek Rus basınında çıkan yazılarda, gerekse,Kabardeyde halkla yapılan röportajlardan ve bütün analizlerden,-benim orada bulunduğum zaman halktan edindiğim intiba da buydu- çıkan sonuç,İçişleri Bakanı Haçim Şogenov'u gösteriyor.Baskında hayatını kaybeden eylemcilerin yakınlarının Şogenov'a ve ekibi hakkında, Nalçik baskınında birinci derecede sorumlu oldukları gerekçesiyle savcılığa suç duyurusunda bulunmaları da bunu pekiştiriyor. Müslüman gençlere akıl almaz işkenceleri ve eski Komünist Parti polis teşkilatı ÇEKA tarzı uygulamaları sonucu ülkesini iç savaşın eşiğine getirme başarısını(!) gösteren bu adama karşı, sayın Cumhurbaşkanı Arsen Kanıkov'a büyük görev düşmektedir. Halkını seven,vatanperver ve ülkesi için çok iyi şeyler yapacağına inandığımız sayın Kanıkov'un gelişen olaylarla ilgili beyanatları gayet mantıklı akıllıca ve gelecek için güven veren beyanlardır.Sayın Kanıkov Putin ve Şogenov gibi düşünmüyor.Bakın o ne diyor:
"Sorunları sadece yasaklarla çözemezsiniz.Camilerin kapatılması ve güvenlik güçlerinin kanun ihlalleri Müslümanların daha da radikalleşmesine sebep oldu. Güvenlik güçleri gerçekten aşırıya kaçıyorlar.Onların ibadet etmelerini yasaklamak,sadece durumu daha da kötüleştirir.Bana göre rotada düzeltilmesi gereken bir sapma olmuş.İslam'ın genç takipçilerine yönelik yürütülen "yasaklar politikası" hataydı. Din İdaresi,gençler arasında yetkisini kullanmadı.Müslüman ümmet arasındaki dağılma her iki tarafın saygı duyulan liderleri aday gösterilerek engellenebilirdi.

Eğer insanlar,yetkililerin kendi üzüntülerini hissettiği ve kendileri için endişelendiğini görürse,onlara karşı daha farklı bakarlar.Eğer kendimizi halktan koparırsak,insanlar bunu hemen fark eder."

Bu ifadeler, tam demokrat ve çağdaş bir devlet adamına yakışır, aynı zamanda bilgece ifadeler.

Olanlar oldu.Ne oldu,nasıl oldu konusunda uzun uzadıya durup zaman kaybetmenin bir faydası yok artık.Fayda getirecek şey, bu alev nasıl söndürülür,taraflar arsında nasıl bir uzlaşı ve barış sağlanır, bunun üzerinde durmak lazım. Bu da ancak,çok katılımlı büyük bir halk meclisi toplayarak ve önceki yazımda da dile getirdiğim gibi ünlü Kabardey geleneğine,(Wunafe'ye) işlerlik kazandırarak olur.Nitekim bu eylemci gençlerin liderlerinden Ajans Kafkas'a konuşan Anzor Astemirov'un da,zor olmakla birlikte son çare olarak bir halk meclisi toplantısını önermesi de aynı anlama gelmektedir.


Tabiiki, asırlardır Kafkas insanının kanına doymayan, kan içici çar ve generallerin torunları bugünkü yöneticilerin şeytani hile ve tuzaklarını bozabilirsek. Federal ajanların Kabardeyin içişlerine burunlarını sokup,başta sayın cumhurbaşkanı Kanıkov olmak üzere iyi niyetli ve barıştan ve uzlaşıdan yana olanların işlerini zorlaştırmalarını kastediyorum.Nitekim bu barış ve uzlaşı için en uygun köprü vazifesini görecek insan gözüyle bakılan Ruslan Nahuşev'in FSB tarafından ortadan kaldırılması, karanlık ve şer odakların niyetlerini ortaya koymaktadır.

Yeter artık defalarca "böl ve yönet" tuzağına düştüğümüz. Defalarca aynı delikten sokulmak hamakatına bir son verelim artık. Biz birbirimizle kavga ediyoruz, birbirimizi katlediyoruz. Rus ise, sözüm ona düzen sağlamaya geliyor. Rus'a bu fırsatı veriyoruz.Kanıma dokunuyor doğrusu.Biz kendi aramızda kanlı bıçaklı olsak bile,en ufak bir Rus müdahalesi kokusu aldığımız zaman, derhal kucaklaşmalı değil miyiz?

Bu meyanda diasporaya da büyük görev düşmektedir. Türkiye Ürdün ve Suriye diasporasından akla gelebilecek din adamı, yazar, kanaat önderi, Çerkes asıllı milletvekili, adı geçen bu ülkelerde ve tüm dünyada isim yapmış hatırı sayılır kim varsa tespit edilmeli ve bu hayırlı iş için, bir "diaspora iyi niyet heyeti", bir "barış elçisi gurubu" mutlaka oluşturulmalı. Bu heyet, en kısa zamanda Nalçik'e gitmeli, hem sayın yeni cumhurbaşkanını tebrik etmeli, ardından geçmiş olsun demeli, taziyede bulunmalı ve kendilerine yardımcı olmak için ellerinden geleni esirgemeyecekleri için yanında bulunduklarını deklere etmeliler.

Daha fazla zaman kaybetmeden ve Şogeneov ekibinin, Rus federal güçlerini de iyice arkasına alarak çıktığı genç Müslüman avının kurbanlarının sayısını arttırmadan ve daha da vahim olaylara sebebiyet vermesine fırsat vermeden, bir uzlaşı ve barış ortamının sağlanması için bir şeyler yapabileceğine inanan insanlar harekete geçmeli. İçerdeki(Kabardey'deki) iyi niyet sahibi teşebbüslerle de dirsek temasına geçilmeli. İnsan Hakları Derneği Temsilcileri gibi. Diasporadaki insanları harekete geçirmeyi, bu konuda öncülük yapmayı Kafkas Vakfı üstlenebilir diye düşünüyorum. Moskova'daki ünlü Çerkesleri ve Rusya Müslümanları temsilcileri de bu işe müdahil kılınmalı, bu teklif onlara da götürülmeli.

Böylesi bir girişim için, Kabardey hükümetine, DÇB Başkanlığına, Kabardey Diyanetine yapılacak başvurunun memnuniyetle karşılanacağını kuvvetle umut ediyorum.

Böyle bir teşebbüsü, Sayın Kanıkov'un da, içişlerine müdahale gibi değerlendireceğine ve böylesi hayırlı bir iş için yola çıkmış bir "iyi niyet heyetine","barış elçilerine" kapılarını açmayacağına hiç ihtimal vermiyorum.

Böyle bir teşebbüse geçilir ve bize de sorulma gereği duyulursa, aklımızdan geçen isimleri vermeye hazırız.
Sözün özü, diasporadaki tüm Çerkesleri, bu barışa katkım olabilir diyen herkesi, tarihi ve milli sorumluluk bilinci içinde göreve çağırıyoruz.


13.11.2005
Erdal ÖZDEN
erdalozden2002@mynet.com

Etiketler:
dispora görev başına

YORUMLAR

Fatal error: Uncaught Error: Call to undefined function mysql_query() in /home/nart/public_html/arsiv.nartajans.net/yonet/user.class.php:23 Stack trace: #0 /home/nart/public_html/arsiv.nartajans.net/yorum.php(19): user->user() #1 /home/nart/public_html/arsiv.nartajans.net/haberler.php(80): require('/home/nart/publ...') #2 {main} thrown in /home/nart/public_html/arsiv.nartajans.net/yonet/user.class.php on line 23