NART
NART

GİRİŞ
Kullanıcı Adı

Şifre





>Üye Değilim     >Şifremi Unuttum

ETİKET BULUTU

MÜZİK ÇALAR
8
4SIMD.MP3
2
11
9

Nart Ajans Reklam

HABERLER / Cemiyet Haberleri
KAFKASYA BULMACASI

Coğrafi olarak Kafkasya, Karadeniz ve Hazar Denizi arasında kalan dağlık bölgedir. Etnolojik olarak, özellikle Kuzey Kafkasya dünya yüzeyinde bu kadar küçük bir alan üzerinde en çok etnik grubun ve farklı dillerin barındığı bölgedir.
01-12-2006 - 5 kez okundu

Adigey, Çeçenistan, Dağıstan, İnguşetya, Kabardin-Balkar, Karaçay-Çerkez ve Kuzey Osetya Özerk Cumhuriyetlerinden oluşan Kuzey Kafkasya, yaklaşık 150.000 km2 yüzölçümüne ve yaklaşık 5.6 milyon nüfusa sahiptir.

Sözkonusu coğrafyanın en temel özelliği, değişen kıstaslarla yapılan sınıflandırmalara göre bölgede sayıları 50 ila 80 arasında değişen etnik grubun yaşamasıdır. Nüfusu 5000'den fazla olan etnik grupların sayısının ise 20 olduğu belirtilmektedir.

Ana gruplar, Gürcüler, Çeçenler, Avarlar, Lezgiler, Kabardinler, Darginler, İnguşlar, Çerkezler, Laklar, Abhazlar, Tabasaranlar, Abazinler ve Talışlar, Azeriler, Türkler, Tatarlar, Karaçaylar, Kumuklar, Balkarlar, Nogaylar, Asuriler, Yahudiler, Moğol asıllı Kalmıklar, Ruslar ve Kazaklardır. Bunların dışında pek çok küçük grup da bulunmaktadır.

Kuzey Kafkas halklarının çoğunluğu Sünni İslam dinine mensuptur. Ancak diğerlerinin tersine Azeriler, Şii mezhebine mensuptur. Osetler, bölgede Ortodoks Hıristiyan dinine mensup tek etnik gruptur. Kalmıklar ise Budist'tir.

Bahsekonu Özerk Cumhuriyetlerin birçoğunda Rusların nüfus içindeki payları halen önemli bir yer tutmaktadır. Bu bağlamda, Rus nüfus, Adigey'de % 68 ile çoğunluğu, Karaçay-Çerkez Özerk Cumhuriyeti'nde % 42,5 ile en büyük etnik grubu, Kabardin-Balkar'da % 32, Kuzey Osetya'da ise % 30 ile keza en kalabalık ikinci büyük etnik grubu teşkil etmektedir.

Dağıstan'daki nüfus içinde ise Rusların payı sadece % 9'dur. Ayrıca 1989 yılında Çeçen-İnguş Cumhuriyeti'nde Rusların toplam nüfus içinde % 23 olan payının bölgede yaşanan çatışmalar nedeniyle önemli oranda azaldığı bilinmektedir.

Kuzey Kafkas Cumhuriyetleri arasındaki ilişkiler hassas bir zeminde seyretmektedir. Özellikle Çeçenistan'da yaşanan çatışmalar nedeniyle, her bir Özerk Cumhuriyet diğerinde çıkabilecek karışıklık ve istikrarsızlığın topraklarına sıçraması ihtimalinden çekinmektedir.

Bu Cumhuriyetlerden bazılarının arasında genelde toprak iddialarından kaynaklanan çeşitli sorunlar bulunmaktadır.
Bu sorunların ve bölgedeki etnik yapının içiçe geçmesinin temel nedenleri, SSCB dönemindeki "etnik mühendislik" ve "böl-yönet" politikaları ile bölge halklarının Almanlarla işbirliği yaptıkları gerekçesiyle 1944 yılında Moskova tarafından sürgüne gönderilmeleridir. Bu politikanın temelinde, Sovyetler Birliği'ni oluşturan farklı halkların merkezi otoriteye karşı birlikte tepki gösterme ihtimalini ortadan kaldırmak için etnik farklılıkları ön plana çıkartma amacı yatmaktadır.

Sovyet idarecileri, bu yaklaşımdan hareketle, etnik dağılımlara özen göstermeksizin, bölgedeki Cumhuriyetlerin sınırlarını 70 yıl boyunca sürekli olarak yapay bir şekilde değiştirmiştir.

Öte yandan, Almanlarla işbirliği yaptıkları gerekçesiyle İnguş, Çeçen, Balkar halkları bölgeden sürülmüştür. (Kabardeyler Almanlarla sürülen halkların içinde yer almadılar. Balkar halkı sürüldü ve geri döndüklerinde Kabardeyler onlara eski topraklarını iade ettiler) Sözkonusu etnik grupların 1957 yılında yeniden yurtlarına dönmelerine izin verilmişse de, bu defa daha önce yaşadıkları topraklara başka etnik grupların yerleştirilmiş olması yeni sorunların doğmasına yol açmıştır.

Moskova, ülkenin bütünlüğü açısından Kuzey Kafkasya bölgesini ciddi bir tehdit olarak algılamaktadır. Bunun başlıca sebepleri, Çeçenistan'daki bağımsızlık hareketi ile Özerk Cumhuriyetlerin idari ve demografik yapılarındaki çeşitliliğin potansiyel sorunları harekete geçirme istidadı taşımasıdır. Öte yandan bölge, Rusya Federasyonu açısından stratejik öneme sahiptir.

Bölgedeki Özerk Cumhuriyetler ile Moskova arasındaki ilişkileri belirleyen faktörlerin başında ekonomik kaygılar gelmektedir. Bu Cumhuriyetler, ekonomik açıdan tamamen merkeze bağımlı olmaları nedeniyle, Moskova'dan uzaklaştıkları taktirde merkezi bütçeden pay alamama endişesi taşımaktadırlar.

İnguşetya ile Kuzey Osetya arasında Prigorodny bölgesi ile ilgili olarak 1992 yılında cereyan eden ve bölgede yaşayan 60.000 İnguş'un göçmen durumuna düşmesi ile sonuçlanan çatışmalar bu açıdan tipik bir örnek teşkil etmektedir.

Bölgedeki ulaşım altyapısının özelliği Özerk Kafkas Cumhuriyetlerini birbirlerine bağımlı kılmaktadır. Örneğin İnguşetya'nın RF ile bağlantısı, Kuzey Osetya, Kabardin-Balkar veya Çeçenistan üzerinden sağlanabilmektedir. Ulaşım altyapısının yetersizliği, bölgenin ekonomik refahının önünde önemli bir engel oluşturmaktadır.



Öte yandan, SSCB döneminde uygulanan politikalar sonucunda, aynı etnik üst yapı içinde tanımlanan gruplar, kendilerini farklı etnik kimliğe mensup olarak kabul etmekte (Örneğin aslında Türk boyları olan Karaçay, Kumuk ve Nogayların kendilerini boy adlarıyla tanımlamaları), bu nedenle, kültürel açıdan birbirleriyle yakınlıkları bulunan ancak farklı Cumhuriyetlerde yaşayan etnik gruplar arasında birleşme eğilimleri bulunmamaktadır.

Farklı etnik kökene sahip her bir grup, diğerinin kendisi üzerinde egemenlik kurma ihtimalinden çekinmektedir. Bu bağlamda, Kumuklar Avarlar'ın, Adigeyler Kazakların, İnguşlar Osetlerin, Balkarlar Kabardinlerin, Çerkesler ise Karaçayların üstünlük kurmasından kaygı duymaktadır. (örneğin, Balkar ve Karaçaylar, aynı yönetim altında biraraya gelmeyi tartışmakta, Kumuklar, bütün Türkçe konuşan grupların -Karaçay-Balkar-Kumuk ve Nogaylar- tek çatı altında birleşmesini savunmaktadır.)

Bu genel eğilimlerin yanısıra: Kabardinler ile Balkarlar, Karaçay ile Çerkezler, Dağıstan'daki çeşitli etnik gruplar arasında anlaşmazlıklar bulunmaktadır.

Sonuçta, Çeçenistan haricindeki tüm Kafkas ülkeleri etnik ve dini azınlıkların ülkeye bağlılıklarının sağlanmasında ciddi problemlerle karşılaşmışlardır. Gürcistan'da Abhazlar, Acaralılar ve Osetler buna örnek verilebilir.

Egemenlik isteyen Kafkas kökenli gruplar etnik kimliklerini bağımsızlık taleplerinin temeli olarak kullanırken Rusya, sınırların değişmezliğini kabul ettirmek konusunda büyük zorluklarla karşılaşmıştır. Bu arada Ruslar arasında da aşırı milliyetçilik gelişmeye başlamıştır.

Öte yandan, din faktörü Kafkasya'daki çatışmalarda henüz güçlü bir faktör olamamıştır. Kuzey Kafkaslardaki Müslüman halk arasındaki marjinal Vahabi hareketi ve İslamcı mücahitlerin de sözkonusu olaylarda yer aldığı yönündeki iddialar, düşünülenin aksine çatışmalarda belirleyici bir rol oynamamıştır. Bunun açıklaması, Kafkas Müslümanları'nın hiçbir zaman fundamentalist geleneklere sahip olmamasındandır. Ancak, İslam dinine olan inanç etnik ve milli kimliklerin belirlenmesinde önemli bir faktör olmuştur. Örneğin; Çeçenler oldukça ılımlıdırlar ve geniş dini özgürlükleri desteklemektedirler. İçkeria Çeçen Cumhuriyeti'nde Hıristiyan geleneklere yasal statü tanınmıştır.

En güçlü din düşmanlığı Ermeniler ve Azeriler arasında ortaya çıkmıştır, buna rağmen orada bile dini çatışmadaki artış şaşılacak kadar azdır.

Şöyle ki; Şii İran, laikliğe karşı duyduğu kin ve Azerbaycan'ın büyük bir kısmının şimdiki İran sınırları içinde olduğu olgusundan hareketle Ermenistan ile işbirliği yapmaktadır. Buna karşılık Ermenistan'ın Hıristiyan komşusu Gürcistan, Türkiye ile Ermenistan arasındaki düşmanlıkta tarafsız kalmayı başarmıştır.

Kafkasya bölgesi için izole olmuşluk durumunun kırılması barışçıl gelişmeler için temel teşkil edecektir. İzolasyon pek çok şekilde kırılabilir. Bunun için batının Kafkasya'yı "barışın asla tesis edilemeyeceği bir yer" olarak görmekten vazgeçmesi gerekmektedir.

Özellikle Çeçenistan'da insani yardım projelerinin başlatılması ve çatışmanın çözümlenmesinde uluslararası arabulucuların devreye girmesi çok önemlidir. Çeçenlerin Cenevre'de yapılan Birleşmiş Milletler insan hakları toplantılarına NGO olarak bile katılmalarına izin verilmemesi barışçıl gelişmelere engel olmaktadır.

Kafkasya'daki sorunların çözümlenmesi için daha geç kalınmış değildir. Bu aşamada gerekli olan bazı çıkar çevrelerinin iddiaları temeline dayanmayan çözüm politikaları üretilmesidir. Tabii ki Rusya, Türkiye ve İran'ın yaklaşımları da gözönüne alınmalıdır. Ancak çözüm, Kafkas halklarının yapılacak önerileri kabul etmesiyle mümkün olabilecektir. Kafkasya probleminin temelinde bölgenin pek çok ülkeye bölünmüş olması değil, tam tersi, daha önce de olduğu gibi 1990'lı yıllarda da bölgenin baskıcı bir egemen ülkenin yönetimi altında özgürlüklerinin kısıtlanmış olması yatmaktadır.

Malum egemen ülkenin, küçük grupları daha kolay kontrol altına almak amacıyla Kafkasya'daki etnik çatışmaları bizzat körüklediği bilinen bir gerçektir. Ancak, bu pozisyondaki egemen güçlerin, yönetimi altındaki grupları baskı altında tutmasının başkaldırıyı da beraberinde getireceği gerçeğinden hareketle, siyasi, sosyal ve ekonomik hakların gerektiği gibi kullanılabileceği ortamları yaratması gerekmektedir.

Nitekim, Kafkasya'da bulunan halkların tamamının akrabaları Türkiye'de, bırakın çatışmayı/anlaşmazlığı, tam aksine birer Kafkasyalı olarak birlik ve beraberlik içerisinde yaşamaktadır. Kültürel benzerlik nedeniyle kendilerini Türkiye ile aynı Kafkasyalı grup içerisinde tanımlayan bu kesim, Türkiye Türklüğünün bir parçası konumuna gelmiştir.

Kafkasya'da etnik çatışmaların ortadan kaldırılması, birlik ve beraberlik içerisinde yaşanılması konusunda Türkiye bir model olarak alınabilir mi Bu sorunun cevabını bölge halkına bırakıyoruz.

Naciye Saraç
Global Yorum İnternet Dergisi
nsarac@globalyorum.com

Etiketler:
kafkasya bulmacası

YORUMLAR
Yorum yapmak için giriş yapın...

MIZAGE DERGİ YÖNETİCİLERİ KAYSERİ'DE
KARAÇAY-BALKAR KÜLTÜR VE YARDIMLAŞMA DERNEĞİ 13. GENEL KURULU.
AYŞE & HAKAN EKER GELİN ALMA
ÇAĞDAŞ SANATLAR MÜZESİ'NDE MIZIKA DİNLETİSİ
ESKİŞEHİR KUZEY KAFKAS KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ CİHAN ERTOK İLE DEVAM DEDİ
ESKİŞEHİR KUZEY KAFKAS KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ GENEL KURULUNU YAPTI.
KAFKASYA UÇUŞLARI BAŞLADI
ARDA ARGUN'A LEON NİŞANI
ADİGE MİLLİ KIYAFET GÜNÜ KUTLANDI
KAFDAV YAYINCILIK ESKİŞEHİR KİTAP FUARINDA
/ 599>

EN ÇOK OKUNANLAR
Kayıtlı başka haber bulunmamaktadır