NART
NART

GİRİŞ
Kullanıcı Adı

Şifre





>Üye Değilim     >Şifremi Unuttum

ETİKET BULUTU

MÜZİK ÇALAR
2
35305319 - Adige Nise 15.MP3
12
4-5-6-7
35WERE~1.MP3

Nart Ajans Reklam

HABERLER / Cemiyet Haberleri

Notice: Undefined variable: db in /home/nart/public_html/arsiv.nartajans.net/function.php on line 6

Warning: mysqli_query() expects parameter 1 to be mysqli, null given in /home/nart/public_html/arsiv.nartajans.net/function.php on line 6
FATİMA TLİSOVA'YI ZEHİRLEDİLER!.. -4-

29-03-2007 - kez okundu

Harfleri Büyütmek için tıklayın

- Peki Rusya ve Kafkasya medyasının son durumunu nasıl değerlendiriyorsun?


- Baskıcı sistemi eleştiren, yasadışı olayları kamuoyunun gündemine taşıyan bütün gazetecileri ya zehirliyorlar, ya öldürüyorlar.

Ren Tv ve Novaya Gazete dışındaki bütün büyük medya organları Gazprom (Gaz Şirketi) ve Raoes (Rusya Enerji Şirketi) tarafından satın alınarak devletleştirildi.

Özgür medya yok artık.

Dolayısıyla devletleştirilen bu medyanın, özgür düşünen, gerçeklerin peşinde koşan gazetecilere de ihtiyacı yok. Zaten hepsi bulvar gazetesi oldu. Hiçbir eleştirel haber yapılmıyor. Analitik haber, araştırma haber yok artık.

Kafkasya ile ilgili gerçekleri yazan Anna Politkovskaya'yı susturdular. Bunun gibi doğruya ulaşılabilecek kanallar yok artık.

Hepsini yok ediyorlar.

Yazsanız dahi gazetenin mutfağında sansüre uğruyor.

Bu gazeteler aynı zamanda sisteme muhalefet eden herkesi değişik şekillerde haber yaparak hedef gösteriyor.


- Ne gibi haberler?


- Mesela Krasnodar'da, Cumhuriyetlerdeki müslümanların temsilcilerinin bir araya geldikleri gizli bir toplantı olmuştu. Ben de gazeteci kimliğimle olayın peşine düştüm ve Krasnodar'a gittim. Ama Moskova'da bir gazete, alakasız bir şekilde, benim bu toplantıya Kabartay Balkar Cumhiyeti'nin imamı sıfatıyla katıldığımı yazdı.

Bir başka örnek, 13 Ekim Nalçik olayları sonrasında Sevornıy Kavkaz gazetesi yakalanan ve terörle suçlanan kişilerin sözde "Allah bizi affetsin, Fatma Tilisova'nın yazdıklarına inanıp da böyle bir işe kalkıştık" dediklerini yazdılar. Bu haberden bir hafta sonra anne ve babamın yaşadığı eve baskın yapıldı. Evi, evin bahçesini her yeri delik deşik ettiler. Ben bir hafta gözaltında tutuldum.

Birini hedef aldıkları zaman, o kişi hakkında önce gazetede yayın yapıyorlar; sonra da bu haber ihbar kabul edilerek FSB ve içişleri bakanlığı tarafından operasyon yapılıyor.


- Aydınlar, gazeteciler, sorgulayan insanlar baskı görüyorlar, bunu anladık... Peki sıradan vatandaşın durumu ne? Onlar da sizin kadar rahatsız ediliyor, baskı görüyor mu


- Aslında baskı kelimesi yapılanları izah etmekte çok hafif kalır. Bakın ben size bir olay anlatayım da, vatandaşa ne yapıldığının adını siz koyun.

Nalçik'te Ocak ayında ikinci defa hastaneye yattığımda bir gün telefonum çaldı. Açtım, bir bayan. Benden acilen Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti'ndeki Krasni Kurgan köyüne gelmemi istedi. Kim olduğunu sordum isim vermedi. Olay nedir dedim "söyleyemem" dedi. "Peki iyileşince gelirim" dedim ve telefonu kapattık.

Hastaneden çıkar çıkmaz gittim.

Krasni Kurgan bir Karaçay köyü. Köyde ailelerle görüştüm. Beni köyün, geçen yıl içinde eğitim verilen fakat bu yıl kapanan okuluna götürdüler. Duvarları çatlamıştı ve içinde eğitim yapmak gerçekten riskliydi.

Geçen yıl okullar tatil olunca idareciler de bunu görmüşler ve çocuklara yeni bir okul aramışlar. Sonunda köy yakınında bulunan terk edilmiş vaziyetteki petrol gaz enstitüsünün binasında eğitime devam etme kararı almışlar. Binada gerekli düzenlemeler yapılmış ve bu sene 1 Eylül tarihinden itibaren öğrenciler burada eğitime başlamışlar.

Okulu gezdim. 7-A sınıfı en dar sınıftı. Duvarlarında siyah lekeler vardı. Dersler başladıktan bir süre sonra bu sınıfın öğrencilerinde uyuklama ve dikkat dağınıklığı başlamış. Hepsi baş ağrısından şikayet ediyorlarmış. Hocaları ilgilenmemiş, çocukları tembellikle, numara yapmakla suçlamışlar.

Aralık'a kadar üç ay okuyan öğrenciler 13 ve 14 Aralık günü hep birlikte yatağa düşmüşler.

Toplam 12 öğrenci.

Köy doktoru bu çocuklarda ciddi bir durum var ve bu bir facia diyordu. Çerkessk'ten doktorlar geliyor ve çocukların kanları alınarak tahlil yapılıyor, görülüyor ki hepsi kan kanseri olmuş.

Özgür bir ülkede bunun peşine düşülür, ihmali ve sorumluluğu olanlar tesbit edilir ve yasalar çerçevesinde gereği yapılır değil mi

Ama burada böyle olmuyor.

Köye terörle mücadele timleri geliyor, bütün kan tahlili sonuçlarını ve raporları topluyorlar, hastalığın da öğrencilerin kendi bünyelerinden kaynaklandığına dair yeni bir rapor tutturuyorlar. Aileler sindiriliyor.

Ailelere "niçin ortaya çıkıp da bunu kamuoyuna duyurmadınız" diye sorduğumda, gözlerini dehşetle açıp "bizi nasıl korkuttuklarını bir bilsen" diye cevap veriyorlardı.

Bu arada köydeki bazı FSB işbirlikçilerinin, "O Çerkes, O'nun burada ne işi var, O sizin hayrınıza haber yapmaz, çocuklarınızı öldürdüğünüzü yazar" diyerek halkı aleyhime kışkırtmaya kalktığını ama köy ahalisinin bu provakasyonlara prim vermediğini de belirteyim.


- Neymiş peki hastalığın sebebi, öğrenebildiniz mi


- Yüksek dozda radyasyon! O bölgede bir uranyum merkezi var zaten. Biz o binayı terk eden enstitünün Moskova'daki direktörüne yazı yazıp bu binanın durumu nedir diye sorduk. Gelen cevapta "Orası insan sağlığını tehdit eder nitelikte olduğu için 14 yıl önce kapattık" deniliyordu.

Tabii ben bütün bunları haber yaptım ve ortalık birden karıştı.


- Haberini kullanan çıktı demek ki?


- Eh... 1. Kanal geldi, benim yalan söylediğime dair bir haber yaptı.

2. Kanal muhabiri yaptıkları haberi yayınlatamadıklarını söyledi.

NTV "kısmen doğru" diye garip bir haber yaptı.

Ren tv olduğu gibi yayınladı ve o da zaten ortalığın karışmasına yetti.


- Sonra ne oldu peki?


- Sağlık bakanlığından bir heyet geldi öğrencileri muayene ettiler, bir takım analizler yaptılar. Hatta bu esnada 2 çocuk bayıldı. Bazı çocukların burunlarından kan geldi. Fakat gelenler tahlil sonuçlarını filan toplayıp gittiler ve hiçbir şey de yapmadılar.


- Yani o okulda eğitim hala devam mı ediyor?


- Evet, hala devam ediyor. Bu devlet böyle bir devlet işte. Vatandaşa baskı var mı diyorsunuz, buna baskı denmez. Bu baskıdan da beter bir şey ...


- Ne diyebiliriz peki buna?


- Bakın ne Karaçaylar umurunda onların, ne de Çerkesler... Onların istediği tek şey bizim topraklarımız. Bunun ne olduğunun adını da siz koyun.


- Peki diğer gazeteciler olayın peşini bıraktı mı ?


- Maalesef... Köylüler benden önce çok gazeteci çağırdıklarını ama hiç birinin yazmaya cesaret edemediğini söylediler. Benden sonra da yazabilen çıkmadı zaten bu haberi. Haber orada, hala duruyor ama takip etmeye cesareti olan yok.

Biliyorsunuz Çeçenistan'daki çocuklar adı konulamayan benzer bir rahatsızlığa yakalanmışlardı da yetkililer "bu çocuklara ne olduğunu araştırıyoruz" diye açıklamalar yapıyorlardı. Hepsi yalan. Araştırdıkları filan yok.

Burada kanıtlar açıkta olduğu halde gereğini yapmayarak tehditlerle üzerini örtmeye çalışıyorlar.


- Nasıl bir sistem bu böyle?


- Özellikle Kafkasya için söylüyorum, sistem Stalin dönemini aratır hale gelmiştir. Bu bütün Kafkasya için geçerlidir. Bir telefonla evin etrafını çevirip, tank ateşiyle yok edebiliyorlar. Kimse hesap soramıyor. Buna operasyon diyorlar. Aklı başında biri bunun bir soykırım olduğunu anlar. Rusya devleti bir bütün olarak Kafkas halklarıyla mücadele ediyor. Onlar için dağdaki ile evdekinin hiçbir farkı yok. Önce öldürüyorlar, sonra terörist ilan ediyorlar. Olanların özeti budur.


- Açıklamaların için çok teşekkür ediyoruz sayın Tlisova. Bilin ki sizin sağ ve sağlıklı olmanız bizim için her şeyden önce gelir, onun için dikkatli olun. Attığınız yeni adımın, geçmişin kötü günlerini unutturup, sana ve ailene mutluluk getirmesini diliyoruz.. Allah sizleri korusun ve yardımcınız olsun.


- Allah hepimizi korusun. Tüm kardeşlerimize selamlarımı iletin lütfen.

Etiketler:
fatima tlisova zehirlediler! -4-

YORUMLAR
Yorum yapmak için giriş yapın...

MIZAGE DERGİ YÖNETİCİLERİ KAYSERİ'DE
KARAÇAY-BALKAR KÜLTÜR VE YARDIMLAŞMA DERNEĞİ 13. GENEL KURULU.
AYŞE & HAKAN EKER GELİN ALMA
ÇAĞDAŞ SANATLAR MÜZESİ'NDE MIZIKA DİNLETİSİ
ESKİŞEHİR KUZEY KAFKAS KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ CİHAN ERTOK İLE DEVAM DEDİ
ESKİŞEHİR KUZEY KAFKAS KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ GENEL KURULUNU YAPTI.
KAFKASYA UÇUŞLARI BAŞLADI
ARDA ARGUN'A LEON NİŞANI
ADİGE MİLLİ KIYAFET GÜNÜ KUTLANDI
KAFDAV YAYINCILIK ESKİŞEHİR KİTAP FUARINDA
/ 599>

EN ÇOK OKUNANLAR
Kayıtlı başka haber bulunmamaktadır