NART
NART

GİRİŞ
Kullanıcı Adı

Şifre





>Üye Değilim     >Şifremi Unuttum

ETİKET BULUTU

MÜZİK ÇALAR
12
2
3
apsuva
11

Nart Ajans Reklam

HABERLER / Cemiyet Haberleri
HUKUK HACI BAYRAM VE RUSYA !

İnsanlar kendilerini hukuk kurallarıyla bağlı hissettikleri ölçüde medenidir, devletler hukuku uyguladıkları ölçüde...
28-08-2004 - 5 kez okundu

İnsanlar kendilerini hukuk kurallarıyla bağlı hissettikleri ölçüde medenidir, devletler hukuku uyguladıkları ölçüde...

İnsanların bir arada yaşamaları onların kamusal hayatını sistematize eden ve kurallara bağlayan objektif hukuk ölçüleriyle mümkündür. En azından bize hukuk mektebinde şimdiyedek öyle olduğunu öğrettiler.


Hukuk öylesine olmazsa olmaz bir şeydir ki, bazı ilahiyatçılar Ademden önce de insan türünün yer yüzünde var olduğunu, Adem'in kendisine hukuk indirilen ilk insan olması sebebiyle insanlığın babası olarak kabul edildiğini ileri sürerler. Doğrusu bu fikir bana da pek mantıklı gelir.


Uygarlığın ölçüsü teknoloji değil, hukuktur. Bir vahşi de parmaklarının kabiliyetini geliştirerek teknolojik aletleri kullanabilir. Dokun şu klavyenin tuşuna

dersiniz, sonra Irak'ta bir hanenin tepesine bom diye isabet ettirirsiniz. Bu ölçüt olamaz...


İnsan hukuktan nasibini aldığı ölçüde, hukuka riayet ettiği ölçüde medenidir. Zaten medeniyet şehirlilik demektir, onun uyduruk karşılığı olan uygarlık kelimesinin etimolojik kökü de uygur'dur. Yani şehirleşebilen ilk Türk kavmi.


Civilization da öyle, sivilizatsia da... Her dilde bu kelimenin anlamı şehirliliktir.

Artık hiçbir şey kalın hukuk kitaplarında yazdığı şekilde uygulanmıyor. Hukuk dünya düzleminde abesle iştigal haline geldi. Devletler hukuki gerekçeden münezzeh askeri harekatlar yapıyor, savaşlar başlatıyor, iklimler ötesinden gelen insanlar adını

bilmedikleri memleketlerde hukuksuz bir şekilde ölüyor ve öldürüyor. İnsanlar kendilerini hukuk kurallarından muaf görerek hareket ediyorlar mafya dedikleri güç her memlekette her yüce makamın en içine kadar sirayet etme cesareti gösteriyor. Hukuk ve nizam kabul etmeyen

örgütlerin kendilerini yıllardır uygarlığın öngördüğü hukuk kurallarının üstünde görerek hareket ettiklerini ve telafi edilemez felaketlerin müsebbibi olma rolünü üstlendikleri aşikar bir konu.


Devlet olmak sorumluluk işi vesselam. Çünkü hukuku işletmek zor iş... Önceki yazılarımızda ileri sürdüğümüz görüşlerimizi doğrulayan gelişmeler yaşıyoruz. Evet, Tanrı bazı halklara devlet kurma kabiliyetini bahşetmemiştir. Bazı halklar bu yetenekten münezzehtir. Bu uğurda verdikleri savaşlar onları başkalarının piyonu haline getirmekten öte anlam taşımaz.

Ne var ki bu kabiliyetsizliğin de dereceleri var. Kimi toplumların kurabildikleri en üst teşkilat aile, kimisininki kabile, kimi cemaat... Bizim ana vatan Kafkasya var ya, orada bu derecatın cümlesine tesadüf etmek mümkün. 1994'te öğrenim için Türkiye'ye gelmiş bir Çeçen arkadaşıma ait tespit bu konuyu açıklar mahiyette.


Birkaç yıl önce bir Bulgar profesörün davetlisi olarak Bulgaristan'a gittiğinde gözlemlemişti bu durumu.

Kapıkule'de Türk sınırından ayrılır ayrılmaz kendisini yüzünde üç günlük sakal olan, kravatsız, elbisesi özensiz bir memurun karşısında bulduğunu, memurun hiç çekinmeden rüşvet istediğini görmek ilk şok olmuş onun için. Bulgaristan'da kaldığı bir ay içinde devlet

ciddiyetine yakışmayan bir sürü olay gözlemlemiş. Kamu kurumlarındaki tıkanıklık, hiyerarşi eksikliği, ast üst ilişkisinin olmayışı, iyice mecbur olmadıkça kullanma imkanı bulunmayan tuvaletler, ne iş yaptığı meçhul görevliler, üniformik olamayan kıyafetler...

Hasılı bizim Çeçen vakti gelip de Türkiye'ye doğru yola koyulur ve ufuktan Kapıkuledeki camii minareleri görününce oh, der, vatanıma geldim.

Evet aklı başında herkes Türkiye'deki idari ve hukuki yapıya eleştiriler getiriyor fakat hiç kimse beterin de beteri olduğunu görmüyor. Doğru, bizde rüşvet var ama Rusya'da olduğu ölçüde büyük, Bulgaristan'da olduğu şekilde aleni değil. Doğru, bizde kamu kurumlarında tıkanıklık var fakat dünyanın çoğu ülkesinde yaşandığı derecede ifsat ölçüsünde değil.


Türkiye Cumhuriyetinin bulunduğu topraklarda kesintisiz bir devlet geleneği olmasının getirdiği bir artıdır bu. Bizim yaşadığımız ülkede olmadığını ileri sürdüğümüz hukuk, aslında dünyanın bir çok bölgesinde olduğundan daha etkilidir, daha güçlüdür. O kadar güçlüdür ki, kişiler devletin vaz ettiği kuralları çoğu zaman kişisel tercihlerinin önünde tutar. Mahkeme

ilamı tanrı buyruğu hükmündedir, yazılı, imzalı, damgalı kağıda mukaddes mushaf muamelesi yapar benim can halkım.


Beterin beteri olduğunun ispatıdır Rusya. Bizim memleketimizde hukukun olmadığını ileri süren sağcı solcu aydınlar başlarını kuzeye çevirsin de hukuksuzluğun ne olduğunu görsün. Doğuda hukuksuzluklar olduğunu ileri sürenler, özgürlük şarkılarına zılgıt çekenler başını çevirsin de devlet nasıl hukuksuz olurmuş Rusya'da görsün.

Tarihi hukuksuzlukla doludur bu memleketin. Bu tarihi süreç Rus halkının genlerine hukuksuzluk işlemesine neden olmuştur belki. Hiç kimseye sormadan ulusların yaşam alanını değiştiren onlar, milyonlarca cana mal olan savaşların başlatıcısı, işgalcisi, müstebiti onlar. O kadar hukuksuzlar ki insan soyunun ilk hukuki keşfi olan nikah akdine gerek duymadan dünyanın dört bir köşesinde etlerini satan onlar...

Arthur Koestler'in On Üçüncü Kabile adlı muhteşem eserinde Rus diyarında sefer eden Arap tarihçilerin bu halka ilişkin yaptığı ilk tespit, Rus halkı arasında mer'i bir hukukun olmayışı şeklindedir.

Aradan yüz yıllar geçti fakat Rusya'da değişen gelişen hiçbir şey yok. Onlar hala knezler döneminde olduğu kadar hukuka yabancı. Bir asır önce Kafkasya'yı işgal etme gerekçelerini bu bölgeyi medenileştirme gayreti olarak sunan Rusya'nın hükmü altına aldığı toprakların ahalisine uygarlık götüremediğinin elli çeşit ispatını sunmak mümkün.

Hacı Bayram Bolat olayının bir çok cephesinden birisi de Rus topraklarında hukukun işlemez olduğu gerçeğidir. En alt kademeden bir istihbarat görevlisinin mahkeme ilamından daha etkin yaptırım gücü olduğunun ispatıdır yaşanılanlar. Her ne kadar mensup olduğumuz halkların adını taşıyorsa da oradaki respublikaların isimden ibaret olduğunun, hiçbir zaman

gerçek bir devlet olamadıklarının ve maalesef olamayacaklarının ispatıdır.

Her fırsatta dönüşten bahseden iyi niyetli fakat safdil soydaşlarımız Hacı Bayram Bolat olayını ciddi bir şekilde etüt etmelidir. Bundan böyle soydaşlarını dönmeye çağırdıkları ata yurtta hukukun ne anlama geldiğini başkalarına izah etmeleri gerekecektir.


Bunları yazmanın hayatı boyunca ata yurdunu zihninden çıkarmamaya ahdetmiş birisi olarak benim için hiç de kolay olmadığını baştan bildirmeliyim. Fakat acı olmakla birlikte gerçektir ki Kafkasya'nın kapıları yüz kırk yıl önce yurdunu terk edenlerin yanlarında götürdüğü değerleri oraya geri getirmek isteyen yurt severlere kapalıdır.

HULUSİ ÜSTÜN

Ajans Kafkas | 28.08.2004

Etiketler:
hukuk hacı bayram ve rusya !

YORUMLAR
Yorum yapmak için giriş yapın...

MIZAGE DERGİ YÖNETİCİLERİ KAYSERİ'DE
KARAÇAY-BALKAR KÜLTÜR VE YARDIMLAŞMA DERNEĞİ 13. GENEL KURULU.
AYŞE & HAKAN EKER GELİN ALMA
ÇAĞDAŞ SANATLAR MÜZESİ'NDE MIZIKA DİNLETİSİ
ESKİŞEHİR KUZEY KAFKAS KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ CİHAN ERTOK İLE DEVAM DEDİ
ESKİŞEHİR KUZEY KAFKAS KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ GENEL KURULUNU YAPTI.
KAFKASYA UÇUŞLARI BAŞLADI
ARDA ARGUN'A LEON NİŞANI
ADİGE MİLLİ KIYAFET GÜNÜ KUTLANDI
KAFDAV YAYINCILIK ESKİŞEHİR KİTAP FUARINDA
/ 599>

EN ÇOK OKUNANLAR
Kayıtlı başka haber bulunmamaktadır