NART
NART

GİRİŞ
Kullanıcı Adı

Şifre





>Üye Değilim     >Şifremi Unuttum

ETİKET BULUTU

MÜZİK ÇALAR
2
35305319 - Adige Nise 15.MP3
12
11
1

Nart Ajans Reklam

HABERLER / Cemiyet Haberleri
FATİMA TLİSOVA'YI ZEHİRLEDİLER!.. -1-

Fatima Tlisova'yı Zehirlediler!.. -1- - AP Programıyla ülkesindeki ölüm girdabından çıkarılan Tlisova, İstanbul'da da takip ediliyordu... Erol Karayel ekarayel @ superonline.com
26-03-2007 - 5 kez okundu

Harfleri Büyütmek için tıklayın

TLİSOVA KİMDİR?

1966 yılında Karaçay Çerkes Cumhuriyeti'nde doğmuş.

Aile ismi Maşuko.

Tlisova soyadı ona 1999 yılında "kimliği tespit edilemeyen kişiler tarafından kaçırılan" ve 2 yıl sonra İnguşetya'da cesedi bulunan; Abhaz-Gürcü savaşında yerine getirdiği stratejik görevle "savaşın kaderine tesir eden" Abhazya gazisi kocasından yadigar kalmış.

Stavropol Üniversitesi Rus Dili ve Edebiyatı Fakültesi mezunu olan Tlisova gazeteciliğe 1999 yılında kocasının kaçırılmasının ardından başlamış. Önce NTR tv'de, ardından Moskovski Komsomolst gazetesinde çalışmış.

Daha sonra geçtiği Obşe gazetesinde Anna Politkovskaya ile birlikte görev yapmış. O zamana kadar sadece kültür-sanat yazıları yazan Politkovskaya'yı ülke meseleleri ve Kafkasya'daki olaylarla ilgili yazmaya teşvik eden Fatima Tlisova olmuş.

Daha sonra 2 yıl Prag'da kalarak Radyo RFL'nin Adigece yayınlarını koordine etmiş.

Kafkasya'ya döndükten sonra yaptığı sıra dışı cesur haberlerle gündem belirleyerek mesleki kariyerini hızla parlatan Tlisova, daha sonra Novoyo Gazete, Regnum ve AP haber ajanslarında çalışıp, ayrıca IWPR'ye yorumlar yazmış.

Tlisova 2006 yılında Avrupa'nın en prestijli basın ödülü sayılan "Batı Avrupa Özgür Basın Ödülü"nün de sahibi bir gazeteci.

O BİR MİSYON GAZETECİSİ

İnsan haklarını hiçe sayan Rusya Federasyonu Merkez yönetimini ve federal cumhuriyetlerin yönetimlerini zor durumda bırakan haberleri sebebiyle defalarca gözaltına alınan ve tehditlere uğrayan Tlisova, hayatını riske etmek pahasına "gerçeklere odaklı" gazeteciliğinden hiç ödün vermedi.

En son Eylül 2006'da Amerika'da Jamestown Foundation'da yaptığı RF yönetimini topa tutan zehir zemberek konuşma ile Rusya Federasyonu ve ABD Dışişleri arasında krize sebep olmuş. Tlisova'nın eleştirel konuşması sonrasında, Rusya Federasyonu ABD'ye durumu protesto eden bir nota verdi.

Bu son çıkışıyla, sistemi, ülkede vuku bulan insan hakları ihlallerini, haksızlık ve yolsuzlukları kurcalayarak artık "şansını fazla zorladığına" hükmeden devlet çatısı altındaki karanlık güçler Tlisova'yı hedef tahtasına oturtmakta gecikmeyerek operasyonu başlatan düğmeye bastılar.

Ekim 2006, Ocak 2007 ve Şubat 2007'de, -içtiği kahve, kullandığı deodorant v.s. sonrası- üç defa zehirlenme belirtileriyle acilen hastaneye kaldırılan ve bozulan kalp ve böbrek fonksiyonları nedeniyle yoğun tedavi gören Fatima Tlisova, "kendisine hazırlanan korkunç sona" uğramadan, AP Haber Ajansı merkez yöneticilerinin ayarladığı bir eğitim programı çerçevesinde "düştüğü ölüm girdabından çıkarılarak" ABD'ye adeta kaçırıldı. Burada hem genel sağlık kotrolünden geçip tedavi olacak, hem de iki yıl süre ile mesleğiyle ilgili bazı eğitimlere katılacak.

...VE İSTANBUL

Yurt dışına çıkacağının duyulması Rus Medyasında geniş yankılar yapan ve hakkında günlerce ajan v.s. türünde spekülasyonlar üretilerek yıpratılan Tlisova, çıkartılan bütün zorlukları aşarak 15 Mart 2007 tarihinde -göz bebeği iki yavrusuyla birlikte- İstanbul'a gelmeyi başardı. Bazı basın organlarında yazıldığı gibi sahte pasaportla ve kaçak olarak değil; kendi pasaportuyla, turist olarak...

Tlisova ailesinin İstanbul'da kaldığı 7 gün boyunca, Kafkasya davasının cefakar neferi Hacı Bayram Bolat'la birlikte hep yanı başlarında olduk. Kendilerini, ajan yuvası olduğuna şüphe olmayan kaldıkları otel ve çevresinden mümkün olduğunca uzak tutarak, programlı bir şekilde hem şehri gezdirdik, hem de Kafkasya meselesiyle ilgili görüşmesi uygun isim ve gruplarla temaslarda bulundurduk. Nitekim, koruma güdümüzü harekete geçirmekte ne kadar isabetli davrandığımızı sonraki günlerde daha iyi anladık...

FATİMA TAKİP EDİLİYOR...

Geç vakitte şehir turundan döndüğümüz bir akşam, kimsenin olmadığı otel lobisinde çekildiğimiz köşede sohbet ederken, yanımızdaki masaya sırtı bize dönük olarak 30-35 yaşlarında bir adam gelip oturdu. 15-20 dakika sonra bu kişinin gizlice fotoğraflarımızı çektiğini ilk Fatima fark etti. Adamla sırt sırta oturan Fatima, durumu karşısındaki aynadan görerek bizi uyarmıştı. Baktık, sahiden de adam, omuzunun üstünden, koltuğunun altından objektifi bize çevirip çevirip gizlice fotoğraflarımızı çekiyor. Ben heyecanlanarak müdahale edip makinesini elinden alma niyetiyle tam yerimden hamle ettim ki, bu tür tacizlere alışık olduklarını söyleyen Fatima ve Hacı Bayram beni engelleyerek yerime oturttular. Bunda şaşılacak bir şey olmadığını, muhtemelen şimdiye kadar da bir çok fotoğraflarımızın çekildiğini, fakat bizim sadece bu seferkini fark ettiğimizi söylediler.

Birazdan fotoğraflarımızı çeken şahsın yanına bir kadın geldi ve başladılar Kabardeyce konuşmaya...

Ah ki ne ah!..

Can evimizden vurulmuştuk. Sanırım o an saçlarımdaki beyaz tellerin sayısı birkaç tane daha arttı; şaşırdığımdan değil, üzüldüğümden... Maalesef, bir Çerkes klasiği olarak, yine kendi milletimizden biri tarafından fişleniyorduk...

Neyse...Kadın birazdan gitti.

Konuşmalarımızı sonlandırıp kendisine dikkat kesildiğimizi fark eden ajan bozuntusu da yerinden kalktı, biraz ilerledikten sonra geri dönerek bakışlarıyla bizi iyice bir kesti. Gittiği otel çıkış kapısının oralarda bir iki tur attıktan sonra, yüzü bize dönük şekilde makinasıyla oynuyormuş gibi yaparak geri döndü ve gözümüzün içine baka baka birkaç poz fotoğrafımızı daha çekerek üst kat merdivenlerine yöneldi. Beş dakika geçti geçmedi yine gözü üzerimizde olarak merdivenlerden aşağı indi v.s.

Bu kadar pervasız bir biçimde çevremizde dolaşmaya başlayınca bizim de içimize kurt düştü tabii. Hacı Bayram'la istişare ettikten sonra Fatima'ya, "Sizi artık burada bırakamayız. 15 dakika içersinde valizlerinizi toplayın, oteli hemen terk ediyoruz" dedik. Fatima'nın, bize yük olma endişesiyle yaptığı itirazlara kulak vermeksizin alelacele otelden çıktık ve izimizi kaybettirmeye çalışarak şehir dışındaki bir hemşehrimizin evine gittik. O gece burada kaldılar ve bir daha da otele dönmediler.

***

21 Mart Çarşamba sabahı saat 05.00'da da Atatürk Havalimanından kızı Dina(16) ve oğlu Şamil(16) ile birlikte Almanya bağlantılı olarak Amerika Birleşik Devletleri'ne yolcu ettiğimiz Fatma Tlisova ile gitmeden önce bir de röportaj gerçekleştirdik; başına gelenleri ve Kafkasya'daki gelişmeleri ele alan bir röportaj.

SOYUMUZU KURUTMAK İÇİN...

"Geride kalanları hesap ederek" ölçülü konuşmaya gayret etmesine rağmen dehşetli şeyler anlatan Tlisova yüreğimizi parça parça etti.

Karaçay Çerkes'te radyoaktif madde deposu iken okula çevrilen binada ders gören öğrencilerin topluca kan kanserine yakalandığını ve o okulda eğitimin hala devam ettiğini söylediğinde artık kendimi tutamayarak masadan ayrıldım ve kuytu bir kenara çekilerek hıçkıra hıçkıra ağladım.

Bu bir hata değil,

bu bir ihmal değil,

bu insan zaafından kaynaklanan affedilebilir bir şey değil...

Bu olsa olsa bir kasıt,

tasarlanmış bir cinayet,

toplu bir katliamdır ancak.

Bu, bu...

Bu, soyumuza yönelik nefretin, pervasızca ve meydan okuyarak yüzümüze haykırılmasından başka hiç bir şey değil...

***

Bütün bunlardan gereken dersleri çıkarmak zorundayız...

Hepimiz duruşumuzu gözden geçirip, otokritik yapmak zorundayız.

Kafdağı masallarıyla geçirecek vaktimiz olmamalı artık.

Ruslar yerli halklarından arındırılmış bir Kafkasya istiyor ve yüzyıllardır bunun için planlı bir şekilde çalışıyor; hem de hiç kesintiye uğratmaksızın.

Bize düşen, fikri ve fiziki birliğimizi sağlayıp, nesillerimizi ve kültürümüzü koruma bilincimizi geliştirerek bu soykırıma karşı akıllıca direnmektir.

***

Bu konuda söylenecek çok söz var...

Ancak asıl konudan daha fazla kopmamak için şahsi değerlendirmelerimi röportaj sonrasına tehir ederek, sizleri yiğit gazeteci Fatma Tlisova kardeşimizin anlattıkları ve gözlemledikleriyle baş başa bırakıyorum.

YARIN: FATMA TİLİSOVA ANLATIYOR...

Etiketler:
fatima tlisova zehirlediler! -1-

YORUMLAR
Yorum yapmak için giriş yapın...

MIZAGE DERGİ YÖNETİCİLERİ KAYSERİ'DE
KARAÇAY-BALKAR KÜLTÜR VE YARDIMLAŞMA DERNEĞİ 13. GENEL KURULU.
AYŞE & HAKAN EKER GELİN ALMA
ÇAĞDAŞ SANATLAR MÜZESİ'NDE MIZIKA DİNLETİSİ
ESKİŞEHİR KUZEY KAFKAS KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ CİHAN ERTOK İLE DEVAM DEDİ
ESKİŞEHİR KUZEY KAFKAS KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ GENEL KURULUNU YAPTI.
KAFKASYA UÇUŞLARI BAŞLADI
ARDA ARGUN'A LEON NİŞANI
ADİGE MİLLİ KIYAFET GÜNÜ KUTLANDI
KAFDAV YAYINCILIK ESKİŞEHİR KİTAP FUARINDA
/ 599>

EN ÇOK OKUNANLAR
Kayıtlı başka haber bulunmamaktadır