NART
NART

GİRİŞ
Kullanıcı Adı

Şifre





>Üye Değilim     >Şifremi Unuttum

ETİKET BULUTU

MÜZİK ÇALAR
2
35305319 - Adige Nise 15.MP3
9
11
8

Nart Ajans Reklam

HABERLER / Cemiyet Haberleri

Notice: Undefined variable: db in /home/nart/public_html/arsiv.nartajans.net/function.php on line 6

Warning: mysqli_query() expects parameter 1 to be mysqli, null given in /home/nart/public_html/arsiv.nartajans.net/function.php on line 6
EFSANE VE SAVAŞ

Bir sürü söylencenin ve masalın gölgesinde yaşar Kafkasya. Orada neyin gerçek neyin söylence olduğunun ayırımına varmak güçtür. Dünya kurulduğundan beri masalların odağıdır, söylencelerin diyarıdır. Özgün renkleriyle tanımlanan Kafkas kültürü bu söylenceler etrafında gelişmiştir. Bölge insanının yapısını şekillendiren önemli özelliklerden biri de Kafkasyalının binlerce yıllık yaşam serüveninden izler içeren söylenceler, çocukların kişiliğini geliştiren masallar, ve geleceğe dair büyüklerden işitilen esrarlı, efsunlu çıkarımlardır.
18-10-2009 - kez okundu

Gündelik yaşama efsanelerin bu kadar etki ettiği bir başka coğrafyaya dünyanın uygar bir başka bölgesinde rastlamak pek mümkün değildir. Örf adet uygulamalarında, sosyal yaşamın her alanında olduğu gibi Kafkasya'nın özelde de Çeçenya'nın şu an verdiği savaşta atalardan dinlenilen efsanelerin, masalların rolü çok büyüktür. Uygar dünya Çeçen halkının küçücük nüfusuna rağmen dünyanın en büyük nüfusuna ve en gelişmiş silahlarına sahip Rusya'ya karşı verdiği savaşın mantığını sorgularken bu gerçeği de Kafkas halklarının tüm değerleri gibi gözden kaçırmıştır. Kafkas savaş tarihine ilişkin geçmişte olup bitenler hakkında anlatılan efsaneler kadar geleceğe yönelik de bir sürü kehanet içeren kurgular nakledilmiştir. Biraz da tasavvufçuların düşünceleridir bunlar. İslam itikadına göre geleceği kimsenin bilmesi mümkün değildir ama mutasavvıflar buna bir çekince getirerek Allah'ın sevdiği kullarına bazı bilinmeyenleri öğretebileceğini bildirirler. İslam tarihi boyunca özellikle mutasavvıflar bu tarz bir sürü çıkarımda, öngörüde bulunmuş ve geleceğe yönelik anlatılardan bazıları dini rükünler gibi algılanır olmuştur. Bunun sonucu olarak mitolojiyle karışmış bir din anlayışı ortaya çıkmıştır. Nitekim dünyanın son zamanlarına doğru çıkacağı bildirilen kurtarıcı, ona karşı savaşacak olan şer güçler ve bu dönemde ulusların bulunacağı saflara ilişkin bir sürü söylence ortalıkta dolaşır fakat çoğu için kaynak gösterilemez. Bu noktada Kafkasya tasavvufu, dünyanın diğer bölgelerindeki tasavvuf akımlarıyla kıyaslandığı zaman daha gerçekçi, daha somut kurallar içeren ve mutasavvıfı sosyal yaşamdan koparmayan, daha fazla ahlaki erdemler ve mücadele gücü telkin eden bir ekol olduğu göze çarpar. Evet Kafkasya İslam tasavvufunun çıkış bölgelerinden birisidir, hatta Türk tasavvuf geleneğinin Buhara mı, yoksa Dağıstan merkezli mi olduğu bile tartışma götürür bir konudur. Buna rağmen bu ekol içerisinde de gaybe, yani bilinmeyene ilişkin istihraçlar (geleceğe yönelik çıkarımlar) önemli bir yer tutar.

Bu çıkarımlardan çoğu Çeçenya'daki Kadiri ekolün önemli isimlerinden olan ve hala Çeçen halkı üzerinde manevi nüfuz sahibi olan Kunta Hacı adlı şeyhe aittir. Kunta Hacı, neredeyse Şeyh Şamil kadar bilinmesi gereken bir isimdir çünkü o bu halkın sosyalist dönemdeki baskı ve sürgünlere rağmen benliğini korumuş olmasında baş rol oynayan bir şahıstır. İmamlar döneminde yaşamış olan ve 3 Ocak 1864'te tutuklanarak Şamil'in esaret günlerini geçirdiği Kaluga'ya götürülen Kunta Hacı Kafkasya tasavvufunun en önemli isimlerindendir. Kişi Hajı adlı Kumuk kökenli bir babanın oğludur. Annesi Haida ise İrishanyurt adlı bir köyde hala merkadı sufiler tarafından ziyaret edilen bir Çeçen hanımdır.

İslam dinini Kafkas örfü ve Kafkasyalı karakteriyle özdeşleştiren ve örfi tasavvuf içtihatları koyan Kunta Hacı Kadiri ekolünün bu bölgedeki son icazet sahibi önderidir. Şamil ve ondan sonraki Abrekler döneminde halkına Rusların işgaline karşı ulusal kimliğin korunması yoluyla direnmek gerektiğini telkin eden, çevresinde toplanan müritlerini, halkın Ruslarla sıhri akrabalık kurmaması, Rus ordusunda askerlik yapmaması, onların hastanelerine gitmemesi, gizli bir şekilde dini vecibelerini yerine getirmeleri yönünde vaaz etmek için görevlendiren bu din adamı bu gün Çeçenlerin sahip oldukları demokratik İslam geleneğinin önderlerindendir.

Kunta Hacı'ya dair Rus kayıtlarında hapisten kaçtığı ve bir daha bulunamadığı yazarsa da onun öğretilerini uygulayan Çeçenler Kunta Hacı'nın ölmediğine, Tanrı eliyle gökyüzüne yükseltildiğine, dünyanın son zamanlarında yeryüzüne inip Çeçen halkını kurtaracağına, Hazreti İsa ile birlikte şer güçlere karşı savaşacağına inanır. Aslında şark söylencelerinin tamamında kurtarıcı motifi vardır ve şark siyaset adamları belki de bu söylencenin etkisiyle olağanüstü güçlere sahip addedilir. Çeçenler de bu geleneğin istisnası değildir. Yalnız Kunta Hacı değil, kuzey doğu Kafkasya'nın bütün mutasavvıfları devamlı savaş tehlikesi altındaki insanları zor koşullara motive edecek sözler söylemişlerdir. Kuzey Kafkasyalıların savaşı ve ölümü kabullenişlerindeki tevekkülün ardında bu sebep de aranmalıdır. Yine bir mutasavvıf olan ve Bolşevik devrimin kargaşasından yararlanarak Kuzey Kafkasya'da hükümet ilan eden Avar kökenli Uzun Hacı, Çeçen kökenli bir Nakşibendi olan Yusuf Hacı, Kunta Hacı'nın naipleri olan Audu Vird ve Hamdgeriy adlı şeyhler de halklarına sürüp giden savaşın sonuçlarına dair bir takım haberler vermişlerdir.

Kunta Hacı'ya ait istihraçları onun naiplerine ve müritlerine yazdığı mektuplardan öğreniyoruz. Yazık ki bu mektupların bulunduğu Grozni kütüphanesi yerle bir edildiği için asıllarına ulaşma imkanının ne derece mümkün olduğu konusunda bir şey söylemek çok zor. Ona ait keşifler bu ekolün sürdürücüsü olan müritler tarafından hala anlatılmakta ve inanılmaktadır. Bu yazıda nakledilen bilgiler de müritlerden derlenmiştir:

"Şimdi sürmekte olan savaş bundan sonra sizin çocuklarınızın görecekleriyle kıyas kabul etmez. Siz o zor günleri karşılamak için yaşamak ve varolmak zorundasınız. Onlarla şimdi savaşmayın. Boynunuza haç takmanızı isterlerse takın, ama onların yediği haram yiyecekleri yemeyin, kaçabildiğiniz kadar kaçın onların medeniyetinden. Doktorlarının elinden şifa aramayın, doğum yapacak kadınlarınızı onlara götürmeyin, onların ordusunda asker olmayın, hiçbir şekilde onlarla akrabalık bağı kurmayın. Ancak kadınlarınıza el uzatırlarsa savaşmak için yeterli sebep oluşmuştur. O zaman savaşın ve engel olun. Şimdi size ait yerleri elinde tutan Çar ve onun ailesi yaşarken ilahi adalet onların cezasını verecektir. Size topraklarınızdan çıkmayı teklif edenleri dinlemeyin. Çar ve ailesi kendileri kadar zalim olan başkaları tarafından bir daha yeryüzünde adları anılmamak üzere yok edilecek ve onların yerine geçen Ruslar sizleri kırmızı bir bayrağın altına toplayacak. Yetmiş yıllık bir süreden sonra Ruslar on altı parçaya bölünecek. Sizin torunlarınız üç savaş görecek bu dönemden sonra. İkinci savaş birincinin yüz katı şiddetli olacak. Çok kan akacak ve insanlar uzak diyarlara gidecek. O zaman sizden Rusya'nın içine gidenler eriyip yok olacak. Şam'a, İstanbul'a ve İngiltere'ye gidenler kurtulacak. Ardından Rusya tekrar yedi parçaya bölünecek, siz üçüncü savaşı yaşayacaksınız. Hasavyurt'ta soyunuzun yetiştirdiği en kıymetli insanlar şehit olacak, çok kan dökülecek fakat Ruslar bir daha gelmemek üzere İtil (Don) nehrinin karşısına çekilecek. Onlar kaçarken yağan kar, sırtlarında birikecek. Askerler birbirinin ölülerini çiğneyerek nehrin karşısına geçecek. Gürcistan, inançlı insanların yaşadığı bir barış ve huzur ülkesi olacak. Şatoy'dan başlayan kırmızı bir yol bütün Gürcistan'ı kat edip Türkiye'ye ulaşacak. İnsanlar uzak diyarlardan gelip bu yolun çevresindeki zenginliği ve güzelliği izleyecek."

Yine Kafkasya sufizminin tanınmış isimlerinden, Mısır'da eğitim alıp bir süre Şeyh Şamil'in naipliği görevini yürüten Yusuf Hacı adlı zata atfedilen rivayetler de şu şekildedir:

"Çeçen halkı İngilizlerle (Amerikalılar kast edilmiş olabilir) sınır olacak ve Çeçen halkının erkekleri azaldığı için kızlar İngilizlerle evlenecekler. Çeçen anneler yabancı ülkelerde Çeçence konuşan çocuklar büyütecekler. İngilizler ve İranlılar savaşacak. İkisi de karşılıklı birbirlerinin şehirlerini vuracaklar insanlar ölecek. Bu savaş dünyayı o kadar şiddetle sarsacak ki, insanların çoğu yer değiştirecek. Dünyaya çarpan bir kuyruklu yıldız Avrupa'da bir şehri yok edecek, neft ve su birbirine karışacak. Kocaman demir araçlar çalışamaz hale gelecek, insanlar su sıkıntısı çekecekler."

Sosyalist devrimin kaosundan yararlanarak 1917-1920 arası Vedeno'da hükümet kurmuş olan Şeyh Uzun Hacı'nın ölümüne yakın dönemde çevresindeki insanlara "Ah bu dağların çocukları domuzların hükmü altına girecek ve kendi yurtlarında bir yumurta bile satın alamayacaklar. Yaşayanlar ölülere imrenecekler" dediği, fakat halkın top yekun yurtlarını terk etmemeleri için de telkinde bulunduğu rivayet edilir.

Bu tarz keşiflerden birisi de Derbentli Seyyid Ahmet Hüsamettin El Rukkali adlı şahsın İstihraçname adlı eserinde yer alır. Rukkali Türkçe Kur'an tefsiriyle tanınır ve İstanbul'da Edirnekapı Mezarlığında medfundur. Bu şahsın anılan eserinin "Mir'atüşşuyun vel garaib" adlı bölümünde "Kafkasyalı Müslümanlardan bir şahsın şerefi, Kafkasya'nın en ulu dağından etrafa güneşin şuaı gibi şulenisar olacaktır" ibaresi vardır ve yine sözü geçen bölümde yeryüzüne çarpacak bir kuyruklu yıldızdan, Kafkas halklarının sıkıntılı bir savaş döneminden sonra zafer kazanacaklarından bahsedilir.

Kafkasya mitler ve masalların gerçekle karıştığı diyardır, orayı anlamak için onların kültüründen gelip onların dedelerinden dinledikleri masalları duymak gerekir. Bugün hala Çeçenya'da özgürlük savaşı veren gençleri, onların soylu direnişlerini ve verdikleri ölüm kalım savaşının tek umudunu onlara anlatılan kıssalarda, geleneklerinde ve binlerce yıldır yaşam tarzı haline gelmiş olan onurluluklarında aramak gerekir.

Hulusi ÜSTÜN
http://hulusiustun3.blogcu.com/

Etiketler:
efsane ve savaş

YORUMLAR
Yorum yapmak için giriş yapın...

MIZAGE DERGİ YÖNETİCİLERİ KAYSERİ'DE
KARAÇAY-BALKAR KÜLTÜR VE YARDIMLAŞMA DERNEĞİ 13. GENEL KURULU.
AYŞE & HAKAN EKER GELİN ALMA
ÇAĞDAŞ SANATLAR MÜZESİ'NDE MIZIKA DİNLETİSİ
ESKİŞEHİR KUZEY KAFKAS KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ CİHAN ERTOK İLE DEVAM DEDİ
ESKİŞEHİR KUZEY KAFKAS KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ GENEL KURULUNU YAPTI.
KAFKASYA UÇUŞLARI BAŞLADI
ARDA ARGUN'A LEON NİŞANI
ADİGE MİLLİ KIYAFET GÜNÜ KUTLANDI
KAFDAV YAYINCILIK ESKİŞEHİR KİTAP FUARINDA
/ 599>

EN ÇOK OKUNANLAR
Kayıtlı başka haber bulunmamaktadır