UZUNYAYLA NEREDEN NEREYE _
Tahsin Bey'le Kayseri Uzunyayla'da alabalık çiftliğini gezerken "Burası Uzunyayla'nın başlangıcı... Osmanlı dönemi, Çerkezler, ordunun at ihtiyacını, yetiştirdikleriyle buradan karşılıyorlarmış. Atları ordu, toplu olarak bedelini ödeyip alıyormuş.
07-01-2008 - 2891 kez okundu
Bu, uzun yıllar devam etmiş. Sonra motorluya geçtiğimiz dönemde buralarda korkunç bir çöküntü olmuş. Ekonomik yönden çok zayıflayınca göçler başlamış. Ormanlar kesilip bitirilmiş. Buradan Osmanlı'ya sadece at gitmiyormuş; saraya Çerkez vâlidelerimiz de gitmiş. Bizim bildiğimiz altı tane vâlidemiz var... Bir de Uzunyayla'dan saraya alabalık da gitmiş. Osmanlı arşivinde bu balığın ismi "âlâ balık" diye geçiyor." dedi.
Buradan söze karışıp "Manisa'nın kazası Alaşehir'in esas ismi 'Filadelfiya'... Amerika'daki Filadelfiya şehriyle zaten kardeş şehirler. İncil'de de ismi geçiyor. Yıldırım Bayazid burayı görünce 'Ne âlâ şehir!..' demiş. Sonra ismi Alaşehir kalmış." dedim.
"Evet öyle... Peki bu âlâ oluş nereden ileri geliyor? Alabalıkta, denizlerdeki radyasyondan, cıva birikiminden, kirlilikten nasibini bol bol alan balıklardan elbette çok büyük bir farklılık var. Bu asil balık öyle bir ortamda zaten yaşayamaz. Ona buradaki kaynak suyu gibi, tertemiz, berrak, billur sular lâzım. Affedersiniz, ayılar bile ağzının tadını biliyor. Irmaklarda sıçraya sıçraya giden alabalıkları yakalıyorlar. Evet alabalık, yumurtalarını bırakmak için atlaya atlaya nehrin ağzına, temiz pınara koşuyor. Yavrularının şiddetle buna ihtiyacı var. Aslında 'somon balığı' ile farkları yok. Peki somonlardaki bu kırmızılık nereden ileri geliyor? Avrupalıların verdikleri yemlerden. Bilhassa biz de anaçlarına kırmızı rengi veren yem yediriyoruz. Niçin? Çünkü yumurtalarının rengi kıpkırmızı olsun ki, ayırıcı makineler rahatça ayırabilsin diye... Kestiğiniz zaman çizgi çizgi, dilim dilim ayırabilirsiniz. Alabalık evet somonla aynı. Mesela Norveç somonunun Türkiye'ye giriş fiyatı dört milyon lira. Bizimkiler maalesef 15 veya 20 milyon liraya satıyorlar. Bu, bizim insanımızın meseleyi bilmemesinden ileri geliyor." dedi.
Suyun çıktığı yerleri, erkek yumurtalarla dişi yumurtaların aşılandığı yerleri gezdik. Eskiden dışarıdan birçok paralarla ithal ediliyormuş, şimdi biz ihracata başlamışız. Çünkü dişi yumurtalar kadar erkek yumurta gerektiği zannediliyormuş. Halbuki bir erkek yumurtada binlerce sperm var. Bunu mikroskop altında görüyoruz. Azıcık bir şeyle bütün dişi yumurtalar rahatlıkla aşılanabiliyor. Seviye seviye havuzlarda yumurtaların ve yavruların havuzları ayrılmış. Aynı seviye olmazsa büyükler hemen küçükleri yiyorlar. Yemek atma sırasındaki telaşı ve zıplayışlarını bir seyretmek lazım. Yemi alan kenara çekiliyor.
Baraj içindeki havuzları da motorla gezip seyrettik. Heyecan verici... İşleme yerine gittik... 350 kişiye iş imkanı... Yumurtalar havyar ihracı ayrı... Kesimden sonra işlenen balık etlerinin ayrı ayrı işlenip ihracı ayrı... Yurtdışına Türkiye'nin her yerinden giden döviz giderleri kesilmiş. Hatta tersine dönmüş. Bakan Sami Güçlü bu işi iyi anlamış ve destek vermiş. Yeni bakan da aynı şekilde... O zaman bakana Tahsin Bey, "Bu işin en az % 40 desteklenmesi gerekiyor. Beş sene destekleyin. Sonra yurtdışına verdiklerimize bir bakalım. İlaç hammaddesi döviz giderlerine bakacaksınız ne kadar düştüğünü, hastanelere bakacaksınız, düştüğünü göreceksiniz. Çünkü insanlar kaliteli gıda ile beslenirse ilaca, hastaneye ihtiyacı kalmaz. Bu destekle bu sektör ayağa fırladı. 2007'de üretim 90 bin ton olarak gerçekleşmiş. Şu anda dört kişi ihracat yapıyoruz. İçeride de satıyoruz. Ben Kayseri'de denedim. Bizim insanımızın alım gücünü beş bin lira çok zorluyor. Fiyatı onun altında tutup fiyatı değiştirmeden, üretimi artıracağız..." dedi.
İnşaallah bu çeşit, ülkemize uygun çalışmalar devam eder, milletimizin de eli bollanır.
ABDULLAH AYMAZ (ZAMAN)
Etiketler:
uzunyayla nereden nereye__