HANGİ HALKIN GÜCÜ_
MİRZA ÇETİNKAYA
eğer okumayan varsa
www.zaman.com.tr
mirza çetinkayanın bütün yazıları tamamı kafkasyayla ilgi
13-09-2004 - 2327 kez okundu
Sadece bazı devletlerde bulunabilen hexogen tozuyla yolcu uçaklarının düşürülmesi, Çeçenistan'da bitmeyen çatışma ve başkanlık seçimleri bir tarafa, eskiden bilmedikleri Moskova'nın hayranı sol kesimin kullandığı meşhur, 'halkın önünde hiçbir güç duramaz' sözünü bugünler için yeniden gözden geçirmek lazım.
Ancak hangi halk?
Tabii ki paralı pullu halk. Üretim aracı ya da falan sendikanın toplu sözleşmeleri öncesinde meydanlarda bağıracak kalabalığın bir unsuru olarak görülegelen sefil işçi yığınları ve halk taburları değil. Üretim ve tüketimle içli dışlı halk. Ülkenin prestijli üniversitelerinde değil de soğuk pazarlarda, bavulların arasında dil öğrenen, kısacası hayat okulundan diplomalı, yurtdışı tecrübeli halk. Gazprom-Botaş ilişkilerini sağlayan halk. İşte bu halk, yüzyıllardan beri komşu olan; ancak bir türlü ne yakın yaşayabilen ne de savaştan uzak durabilen, birbiriyle 7 büyük savaş gerçekleştiren devletlerini üst düzeyde de barıştırmayı başardı.
Neredeyse ta Çarlık öncesi Rus Knyaz'ları (derebeyi) da dahil olmak üzere üst seviyeden resmi bir ziyaretle Moskova'dan kimse Türkiye'ye uğramamıştı. Çeçenistan savaşı dolayısıyla Rusya'nın uluslararası toplumdan tecrit edildiği 1999'da İstanbul'daki AGİT zirvesine katılan dönemin lideri Boris Yeltsin'in ise havaalanı ve protokol görevlileri dışında ne gelişini ne de dönüşünü başka kimse fark etmemişti.
Sıradan bir memurken yıllar önce Antalya'da bir tatil yapan Vladimir Putin, bugün başkan sıfatıyla Türkiye'de. Daha başbakan olmadan Kremlin'de ağırlanan tek Türk lideri sıfatını kazanan Recep Tayyip Erdoğan'ın içinde bulunduğumuz yılda Moskova'yı ziyaret etmesi planlanıyor. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in, iade-i ziyareti de herhalde uzak değildir. Bunlar, iki ülke arasında var olan 'çok boyutlu ortaklık' için katalizör görevi yapacak.
Türkiye'nin AB üyeliği de Moskova'yı heyecanlandırıyor. Zira, bu birliğe giremezse ya da süreç uzarsa Doğu-Batı tanımlanması yerini Kuzey-Güney ilişkilerine bırakacak. Panslavizm konusunda olduğu gibi Pantürkizm'e ilişkin korkunun da yersiz olduğu zamanla anlaşıldı. Türk milliyetçileri, uzun yıllar Rusya'nın Panslavizm korkusuyla yaşadı.
SSCB'nin dağılması üzerine korku yer değiştirdi. Bu kez Moskova, Kafkasya ve Orta Asya'daki tarihiakrabalıklarla Türkiye tarafından kuşatılacağı vehmine kapıldı. Tarihi gelişim, Türk ulusalcılarına yaptığını Rus milliyetçilere de gösterdi. Resmi devlet tarihi ile çerçevesi çizilen akrabalıklar, yerini güncel olanlara bıraktı. Rusya ile Türkiye vatandaşları arasında sayıları binleri bulan evlilikler gerçekleşti. Ekonomi ile desteklenen sosyal ilişkiler, modern bir sosyalizasyon süreci başlattı. Tarihiyanlışlıklar unutuldu.
Akrabalıkta Türkleri kıskanıyor olacak ki, gençliğinde yap(a)madığını şimdi gündeme getiren Vladimir Jirinovski bile bir Türk bayanla evlenmek arzusunda olduğunu söylüyor.
Etiketler:
hangi halkın gücü_