NART
NART

GİRİŞ
Kullanıcı Adı

Şifre





>Üye Değilim     >Şifremi Unuttum

ETİKET BULUTU

MÜZİK ÇALAR
4WORED3.MP3
1
3
35305319 - Adige Nise 15.MP3
11

Nart Ajans Reklam

KİME YA DA HANGİ BİRİNE_

Ben kime, hangi birine, neyi anlatayım? Anavatanı diasporaya, sürgünü anavatana, tarihi ve asimilasyonu her ikisine, kendimi diğerlerine, kendimi kendime, beni ötekilere ve ötekileri kendime... Kime, hangi birine, neyi anlatayım? Nereden başlayayım? Nece anlatayım, Neyi, Kime, Hangi birine...? Ştım Münteha Jan GÜLSU
05-05-2010 - 1478 kez okundu

- Sen Türkiye'den mi geldin?
- Evet. diyorum.
- Adıge'ce biliyor musun?
- Evet. Biliyorum.
Dil bilmeme şaşırıyorlar biraz. Bu ön tanışmadan sonra, bildikleri şeyleri sayıp dökmeye başlıyorlar Türkiye'deki Çerkeslerle ilgili...
- O zamanlar biz zaten Rusya'ya dahilmişiz. Maria gelin gittiğinden beri şu ya da bu şekilde beraber olduğumuz söyleniyor zaten, öyle okuduk tarihten. 1860'lı yıllarda Rusya ile aramızda bir anlaşmazlık çıkmış. Bağımsızlık istemişiz. Savaş çıkarmışız. O dönemde parası olanlar, zenginler çekip Türkiye'ye gitmiş. Ev satın almışlar ve orada yaşamaya başlamışlar. Parası olmayan alt tabaka, fakir fukara kesimi ise Kabardey'de kalmış mecburen. O zamanlar buralarda Kuşha (Balkar) da yoktu zaten, onlar çok sonradan geldiler. Nogaylar vardı burada. Onlar da gitti şimdi. Ruslar da gidiyor. Ama şimdilerde Türkler ve Balkarlar geliyor durmadan.
Bu sözleri ilk duyduğumda irkiliyorum. İçimden parça parça isyan dökülüyor gözbebeklerime; isyan ve belki de lanet... "Biz o kadar acıyı bunun için mi çektik?" diyorum. "Bunun için mi sürgün edildik? Biz kendimizi kime anlatalım, sürgünü kime söyleyelim? Çektiğimiz acıları, soykırımı, asimilasyonu kiminle paylaşalım? Canımızın parçası olan, zorla kopartıldığımız anavatana ve buradaki insanlara mı ? İçerisinde yaşadığımız Türklere, Araplara, Yahudilere ve diğerlerine mi Diasporadaki kendi cahil insanlarımıza mı ? Kime ya da hangi birine"
"Dedelerimiz 'XEKUJ!' diye can verirken ve mezarının kıbleye değil anavatana çevrilmesini vasiyet ederken, 'Parası olan gitmiş.' diyen-dedirtilen benim anavatanımdaki öz kardeşimse..."
Herşeyi bırakma ve sıradan bir hayata devam etme isteğine kapılabilirsiniz işte o cümleleri duyduktan sonra; şayet Çerkesliği bir ideoloji gömleği olarak görenlerden iseniz... Ama değilseniz...
Anlatmaya başlarsınız.
Çok şaşırıyorlar önce duyduklarına. Duygulanıyorlar. Bazen söylediklerime inanmıyorlar; mesela Türkçe soyadı taşıdığım gerçeği onlara o kadar ilginç ve yabancı geliyor ki, pasaportumu inceliyorlar ailece, şaşkın gözler ve "Soyadınız bile değiştirilmiş. Siz çok çekmişsiniz, yazık!" nidaları ve "Peki sen bu soyadını benimseyebildin mi Sonuçta sana ait değil, birileri sana sonradan vermiş. Acı olsa gerek." cümleleriyle...
Köyümün fotoğraflarını gösteriyorum. Onları gördükçe daha içten inanıyorlar Türkiye'ye zenginlerin gidip ev bark satın almadıklarına, sürgüne... Şaşırıyorlar; "Bembeyaz toprak! Hayatımda ilk kez bu kadar beyaz bir yayla görüyorum!" diye... Köyün küçüklüğüne hayret ediyorlar; ağaçsız oluşuna, meyve ağacı yetişmeyişine, deresinin bulunmayışına, p'aste yapmakta kullandıkları xug denilen tahılı tanımayışıma, p'aste'yi buğdaydan yaptığımızı anlatmama...
Bazen soruyorlar gözleri dolu dolu: "Türkiye'deki büyüklerimiz, 'Kardeşlerimiz Karadeniz'de boğuldu.' diye balık yemezlermiş. Böyle duymuştuk. Doğru mu"
"Doğru!" diyorum. Ve anlatıyorum halkımızın başından geçenleri; bildiğim kadarıyla tek tek... Çanakkale ve Sarıkamış'ta şehit olan büyük dedemi ve 6 kardeşini, mezarı bulunamayan aile büyüklerimi, Çerkes Halkı'nın Türkiye için nasıl canla başla savaştığını, şehit verdiğini, asimilasyonu, dilimizi kaybedişimizi, geçmişi ve geleceğin diaspora Çerkesleri için nasıl olacağını...
Kendimi, kendime anlatıyorum.
Tarihi, geçmişi, geleceği... Kısacası hayatı ikiye bölünmüş bir halkın evladı olarak,
Kendimi, kendime anlatıyorum...
Çok acı...
Yüzüme bakıyorlar. Ve her biri şunu söylüyor:
- Siz delikanlısınız! Çünkü hala anadilinizi konuşuyorsunuz. Tüm bu anlattıklarına rağmen.
Ve tabi,
Anlatamadıklarıma...
Dönüşte biraz toprak istiyorum. Şaşırıyorlar ilk duyduklarında. Ama "neden?" diye sormuyorlar. Anlıyorlar. Ve şunu söylüyorlar tek bir ağızdan:
- Çok düşündük sayende. Çok...
"Ben kendimi kime anlatayım?" diyorum tekrar içimden. "Arkamda bıraktığım vatanım bile bilmiyorsa ondan nasıl kopartıldığımı... Onu ne kadar çok sevdiğimi ve özlediğimi... Yüreğimin bir köşesinde isminin her an, her kalp atışımda pır pır ettiğini bilmiyorsa? Ya 'Beni bırakıp gitti!' diye kızıyorsa bana ve ya dargınsa?"
Ancak bu tedirginliğim çok sürmüyor. Asla dargın ya da öfkeli değiller bize, asla! Çekip gittiğimizi ve hatta kaçtığımızı zannetmelerine, geçmişten bu yana okullarda öyle okutulmalarına rağmen asla darılmıyorlar. "Dönün!" diyorlar ağız birliği etmişçesine. "Dönün! Burası sizin eviniz!"
Ve hatta söz veriyorlar; "Hiçbir konuda zorlanmayacaksınız. Biz her şeyi hazırlayacağız! Dönün! Döndüğünüzde eviniz-barkınız, her şeyiniz sizi bekliyor olacak. Evinizi de ellerimizle yapacağız, yeter ki siz vatanınıza dönün!"
Sonra bir kez daha düşünüyorum. " 'Ar bghasısk'e abjhaner texu-ım. (Eli sallamakla tırnak düşmez, yani küçük darbeler kardeşleri ayıramaz.)' Dedikleri bu olsa gerek. Bizi unutmadılar. Ama... Dönün dediklerine kim inanır diasporada? Ben bu samimiyeti kime, nasıl anlatayım? Kime anlatayım, anavatanın aslında o iğrenç propagandalarda bahsedilen soyguncu yatağı komünizm artığı fakirhane olmadığını, ben kime anlatayım buradaki insanların hala 'Çerkes Yüreği' taşıdıklarını?"
Ben kime, hangi birine, neyi anlatayım?
Anavatanı diasporaya, sürgünü anavatana, tarihi ve asimilasyonu her ikisine, kendimi diğerlerine, kendimi kendime, beni ötekilere ve ötekileri kendime...
Kime, hangi birine, neyi anlatayım?
Nereden başlayayım?
Nece anlatayım,
Neyi,
Kime,
Hangi birine...?

Ştım Münteha Jan GÜLSU

Etiketler:
kime ya da hangi birine

YORUMLAR
Yorum yapmak için giriş yapın...

MIZAGE DERGİ YÖNETİCİLERİ KAYSERİ'DE
KARAÇAY-BALKAR KÜLTÜR VE YARDIMLAŞMA DERNEĞİ 13. GENEL KURULU.
AYŞE & HAKAN EKER GELİN ALMA
ÇAĞDAŞ SANATLAR MÜZESİ'NDE MIZIKA DİNLETİSİ
ESKİŞEHİR KUZEY KAFKAS KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ CİHAN ERTOK İLE DEVAM DEDİ
ESKİŞEHİR KUZEY KAFKAS KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ GENEL KURULUNU YAPTI.
KAFKASYA UÇUŞLARI BAŞLADI
ARDA ARGUN'A LEON NİŞANI
ADİGE MİLLİ KIYAFET GÜNÜ KUTLANDI
KAFDAV YAYINCILIK ESKİŞEHİR KİTAP FUARINDA
/ 599>

EN ÇOK OKUNANLAR
Kayıtlı başka haber bulunmamaktadır