BALIK YEMEYEN HALK TERÖR YAPAR MI _
Dünyanın en büyük çok-uluslu devleti Sovyetler Birliği'nde (SSCB)
140'tan fazla resmen tanınmış, değişik derece ve biçimlerde özerklik verilmiş
cumhuriyet vardı. SSCB'nin sonunu getiren süreçte, milliyetler sorunu ve
ülkenin hemen her yanını saran milliyetçilikdalgası önemli bir rol
oynadı.
SSCB'den arda kalan Rusya Federasyonu da en büyük çok-uluslu
devletlerden biri olma özelliğini sürdürüyor. Fedarasyon'un SSCB gibi dağılması,
"Hayatımın önemli bir bölümü komünizmi değil, devleti korumakla geçti"
diyen Putin'in kabusudur. Ruslar, Kafkaslar'da ortaya çıkan Çeçen
başkaldırısını, önce Kafkasya'yı sonra da bütün Federasyon'u
parçalayacak bir bombanın fitili olarak görüyorlar. Bu tehdidi, bölgenin petrol, gaz
ve maden kaynaklarını kontrol altında tutmaktan daha fazla önemsiyorlar.
04-09-2004 - 3475 kez okundu
90'ların ortalarında bölgedeki Rus baskısına karşı, Çeçenler kasabaları
basıyor, ele geçiriyor ve bütün şehri rehin alıyorlardı. 1995
Haziran'ın da Budennovsk'a yapılan baskın, Ruslarla görüşmelerin başlamasına yol
açmış,
Grozni etrafında süren savaşı durdurmuştu. Ocak 1996'da Çeçen milisler
Dağıstan'ın Kızılyar kasabasını basarak 2000 kadar rehin alınca
dünyanın dikkati bölgeye yoğunlaşmıştı. O günlerde Moskova'da Rus aydınları
arasında da destekçileri vardı. Aydınlar, insan hakları ve barış savunucuları
gösteriler düzenliyor, Yeltsin'e yazdıkları mektuplarla savaşın durdurulmasını istiyorlardı. Yıllar önce (17 Ocak 1996) Siyah Beyaz gazetesindeki köşemde "Çeçenler'in meşruiyetinden kuşku duyulmaya başlanan ve sivillerin kalkan olarak kullanılıp, kadın ve çocukların hayatının hiçe sayıldığı eylemlerde ısrar etmesi, potansiyel bir ulusal kavgayı
lokalize terör eylemlerine dönüştürecektir" diye yazmıştım.
Şimdi, Çeçenler adına savaştığını söyleyenlerin okul işgal edip
çocukları, bebekleri rehin almasına tanıklık ediyoruz. Bunun adı terördür. Bu tür
eylemler, ister Irak'ta olsun ister Çeçenya'da, yalnızca dünyanın ezici
çoğunluğu tarafından lanetlenmekle kalmıyor, işgalcilerin, zalimlerin,
devletlerin terörünü de unutturuyor. Kafkas Dernekleri Federasyonu
Genel Sekreteri Cumhur Bal'ın olayı terör olarak tanımlaması anlamlı. Bal'ın
yüreğinin Çeçenlerle birlikte attığından kim kuşku duyabilir? Rusların
insan hakları ihlallerine karşı olmadığı, Çeçenya'da yapılanlara isyan
etmediği söylenebilir mi Ancak, okul basıp çocukların rehin alınmasının adını
da koymaktadır: TERÖR!
Siz hiç balık yemeyen bir halk tanıyor musunuz? Hemen yanıbaşımızda
yaşayan, bizimle ağlayıp bizimle gülen Çerkeslerin balık yemediklerini biliyor
musunuz? Yıllar önce birlikte katıldığımız bir panelde dönemin Kafkas
Derneği Genel Sekreteri Cevat Bageoğlu'ndan duyana kadar ben
bilmiyordum.
Şeyh Şamil isyanı bastırılınca, Batı Kafkasya halkının yüzde 90'ı
Osmanlı topraklarına sürüldüler. Hayvan taşımakta kullanılan Osmanlı ve Rus
gemileri, tıka basa "yükledikleri" Adige ve Abhazları, Karadeniz'in
karşı kıyısına taşıdılar. Çarlık Rusyası'nın askerleri, gidenler geri dönmesin
diye, köylerini yaktı, yıktı, yerle bir etti. Gemilere doluşan nsanların
ancak yüzde 50'si ulaşabildi menzile. Gemilerde ölenler, gözyaşları
içinde Karadeniz'in kara sularına bırakıldılar. Balıklara yem oldular. İşte
tarihin en trajik yolculuklarından biri olan bu sürgünden sonra Çerkesler ağızlarına
balık koymadılar. Karadeniz'e kıyısı olan Adige ve Abhazya cumhuriyetlerinde
balıkçılık yapılmadı. Çerkesler, Karadeniz'in balıklarında o sulara bıraktıkları canlarını gördüler belki. Bu yüzden balık yemediler,
yiyemediler...
Şimdi birileri, Kuzey Osetya'da Beslan diye bir kasabada, bir okulda, o
balık yiyemeyen halk adına namlularını ve bombalarını çocuklara
çevirdiler. Artık eylemin nasıl bittiğinin hiç önemi yok, terör bombası o balık yemeyen
halkın üzerinde patladı bile!
BİRGUN /03.09.2004---L.DOĞAN TILIÇ'IN YAZISI
Etiketler:
balık yemeyen halk terör yapar mı__